Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme

Ülkemizdeki denizler; yoğunlaşan kentleşme, turizm faaliyetleri, hızla artan endüstriyel faaliyetler ve deşarjları, deniz taşımacılığı ve iç bölgelerden yüzeysel sularla taşınan evsel ve endüstriyel kirlilik gibi nedenlerle kirlenmeye maruz kalmaktadır. Kirlenmenin kontrol altına alınması ve gerekli tedbirlerin oluşturulması amacıyla denizlerimizin kirlilik durumunun, kirliliğin zamana bağlı değişiminin ve kirlilik kaynaklarının belirlenmesi ve bunun için denizlerimizin kirleticiler bakımından izlenmesi gerekmektedir.

 

Bu kapsamda, denizlerin kirliliğe karşı korunması amacıyla atılması gereken adımların, izlenmesi gereken politika ve stratejilerin belirlenmesi amacıyla 1970’li yıllardan başlayarak, öncelikle denize kıyısı olan ülkeler ortak araştırma programları geliştirmiş ve sözleşmeler imzalamıştır. Akdeniz ülkeleri için ilk ortak girişim kirliliğin azaltılmasına yönelik Barselona sözleşmesinin imzalanması olmuş ve Akdeniz’de Kirliliğin İzlenmesi (MEDPOL) Uluslararası Programının uygulanması kabul edilmiştir. Benzer çalışmalar Karadeniz’e komşu ülkelerce de geliştirilmiş ve Karadeniz Stratejik Eylem Planı hazırlanmış, bu kapsamda Karadeniz Bütünleşik İzleme ve Değerlendirme programı (BSIMAP) oluşturulmuştur. Söz konusu programlar çerçevesinde taraf ülkelere ulusal/uluslararası düzeyde kirlilik izleme programları oluşturma yükümlülüğü getirilmiştir. Hazırlanan ve uygulamaya başlanan izleme programları ile denizlerimizde karasal kaynaklı kirleticilerden farkı düzeylerde etkilen kıyısal bölge su kalitesi değişiminin belirlenmesi ve insan kaynaklı kirliliğin deniz ekosistemi üzerinde yarattığı riskler ile doğurduğu sosyo-ekonomik etkilerin değerlendirilmesi öngörülmektedir.

Özellikle Karadeniz ve Marmara’da 1970’li yıllardan sonra artan karasal kaynaklı kirleticilerin neden olduğu ötrofikasyon, bu denizlerde geri dönüşü mümkün olmayan yeni ekolojik özellikler oluşmuştur. Benzer ötrofik koşullar özellikle Adriatik, Ege, Baltık denizlerinde 1970’li yıllarda gözlenmeye başlanmıştır. Bu çerçevede kıyı ve deniz izleme çalışmalarının entegre bir şekilde düzenli olarak yapılmasına yönelik girişimler ivme kazanmış ve 2000’li yıllarda AB Su Çerçeve Direktifi (SÇD) ve AB Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi (DSÇD) ile ekosistem tabanlı yönetim yaklaşımı ve bütüncül izleme yaklaşımı getirilmiştir.

Bu bağlamda, ülkemizde de yürütülen deniz izleme çalışmaları 2011 yılında bütünleşik ve ekosistem odaklı bir yaklaşımla birleştirilmiştir. 2011 yılından itibaren deniz izleme çalışmaları “Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Çalışması” adı altında yürütülmektedir. Çalışma ile tüm denizlerimizde meydana gelen kirliliğin izlenerek, ulusal deniz ve kıyı yönetimi politika ve stratejilerinin belirlenmesine altlık oluşturulması amaçlanmakta ve çalışma sonunda, tüm bulgulara yönelik kapsamlı raporlar üretilmektedir.

Bütünleşik izleme ile denizlerimizde kirlilik durumu tespit edilmekte, hassas, az hassas ve gri alanlar Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği (R.G. No: 2006, Sayı: 26047) (KAAY)’ne göre yeniden değerlendirilmekte, yönelim analizleri, nehir yükleri verileriyle birlikte durum değerlendirmesi yapılmaktadır. Biyolojik izleme ayağında ise; alg-fitoplankton patlamaları ve musilaj oluşumları için riskli alanların belirlenmesi, trol noktalarındaki yeni türler ve yabancı türlerin gözlenmesi yapılmaktadır. Çalışma bulguları ile kalite indekslerine göre kirlilik haritaları oluşturulmaktadır. 2013 yılından itibaren DSÇD’de yer alan iyi çevresel durum tanımlayıcılarından onuncu tanımlayıcı çöp tanımlayıcısının indikatörü olan mikroplastik izlemeleri başlamıştır. Mikroplastik izlemelerinin numune alımı ve analizleri konusunda uluslararası bir standardizasyon olmadığı için ülkemizdeki denizlerde toplam 9 noktada araştırma nitelikli izlemeler yapılmaktadır. 2014 yılından itibaren ise ülkemizde denizlerde radyoaktivite çalışmalarına başlanmıştır.

Bakanlığımızın Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Projesi kapsamında yürütülecek araştırma çalışmalarının sonucunda edilen bulguların değerlendirilmesi, kirlenmiş veya riskli noktalar için alınacak tedbirlerin politikalara, yasal düzenlemelere, strateji ve eylem planlarına dahil edilebilmesi amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlar, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılım sağlayacağı “1. Ulusal Denizlerde İzleme ve Değerlendirme Sempozyumu”2016 yılında ilk kez düzenlenecektir.

Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Çalışması Bakanlığımızca 2014-2016 yıllarını kapsayacak şekilde TÜBİTAK-MAM ile işbirliği halinde yürütmektedir. Çalışma kapsamında, TÜBİTAK-MAM’ın yanı sıra 6 üniversite ve Türkiye Atom Enerji Kurumunun (TAEK) da dahil olduğu çok sayıda alanında uzman bilim insanı görev alarak deniz sularında, tabanında, balık ve midye dokularında kimyasal ve biyolojik parametreler takip edilerek, denizlerimizin kimyasal ve ekolojik durumları hakkında ayrıntılı raporlar hazırlanmaktadır.

Çalışma ile Karadeniz’de 79 noktada, Akdeniz’de 66 ve Ege Denizi’nde 65, Marmara Denizi ve Boğazlar’da 59 istasyonda olmak üzere tüm denizlerimizde toplam 269 noktada kıyı suları, geçiş suları, deniz suları, sediman ve biyotada fizikokimyasal, kimyasal ve biyolojik izleme yürütülmektedir.

 

 

Bütünleşik kirlilik izleme çalışmaları deniz suyu, sediman, biyota matrikslerinde fizikokimyasal, kimyasal ve biyolojik izlemeleri içermektedir. Bu matrikslerden deniz suyunda, kıyı ve geçiş sularını da kapsayacak şekilde;

·      Sıcaklık, iletkenlik (tuzluluk), ışık geçirgenliği (seki diski derinliği), çözünmüş oksijen ve oksijen doygunluğu, toplam fosfor (TP) ve çözünmüş anorganik fosfor (DIP/PO4-P), toplam çözünmüş anorganik azot (DIN) [(NO3 + NO2 +NH4)], silikat ve klorofil-a parametreleri ölçülmekte,

·      Mikroplastik çalışması yapılmakta,

·      TRIX İndeksi hesaplanarak, denizlerin ötrofikasyon riski hesaplanmakta,

·      Karadeniz ve Akdenizde radyoaktivite çalışmaları yapılmakta,

·      Kıyı sularında yapılan izleme sonuçları KAAY’a göre yorumlanmakta, hassas, az hassas ve gri alanlar haritalandırılmakta,

·      Ekolojik durumu belirleyen biyolojik parametreler, fitoplankton, makro flora, bentik ile demersal balık biyoçeşitliliği ve bolluğu izlenmekte,

·      Sedimanda, metal, toplam organik karbon ve toplam organik azot, çok halkalı aromatik bileşikler (PAH), halojenli hidrokarbonlar (PCB), pestisitler ve mikroplastik izlenmekte, yönelim analizi yapılarak kirlilik trendleri belirlenmekte,

·      Biyota türleri olarak kıyısal alanlarda denizlerdeki kirlilik biyoindikatörü olarak kabul edilen barbun balıklarda (Mullus barbatus) ve midyede (Mytilus galloprovincialis) ağır metaller ve organik kirleticiler izlenmektedir. Sonuçlar Türk Gıda Kodeksi ve FAO standartları gibi ulusal ve uluslararası kriterlere göre değerlendirilmektedir.

·      SÇD’ye göre, Ekolojik Durum ve Kimyasal Durum belirlenmektedir.

·      DSÇD’ye göre durum belirlenmektedir.