Bakan Yardımcısı Ceylan İklim Eylem Haftasının Açılışını Gerçekleştirdi

Bakan Yardımcısı Ceylan İklim Eylem Haftasının Açılışını Gerçekleştirdi

15.10.2017
Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, AB Delegasyonunun İklim Eylem Haftası nedeniyle düzenlediği toplantıya katıldı.
Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, AB Delegasyonunun İklim Haftası nedeniyle düzenlediği toplantının açılışında, Türkiye’nin görüşlerini dile getirdi. Açıklamalarında çevre vurgusu yapan Bakan Yardımcısı Ceylan, “Biz çevreyi önemsiyoruz. Çevrenin bize bir emanet olduğunu ve çevrenin korunarak gelecek nesillere aktarılması gereken önemli bir konu olduğunu biliyoruz” dedi. İklim Haftası dolayısıyla düzenlenen toplantının açılış konuşmasında değerlendirmelerde bulunan Ceylan, iklim değişikliğine ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. İklim değişikliğinin çağımızın en önemli sorunlarından biri olduğunu vurgulayan Ceylan, “Tüm dünya iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine çeşitli şekillerde maruz kalıyor.
 
Sanayi Devrimi ile beraber dünyamız büyük değişime uğradı. İleri teknoloji, hızlı üretim ve büyük şehirleşme, dengeleri tamamıyla bozdu. Kümülatif olarak ülkelerin 1850-2002 yılları arasında atmosfere verdikleri sera gazı emisyonları, ABD yüzde 28, AB yüzde 23, Rusya yüzde 11, Çin yüzde 9 ve dünyanın geri kalanı da yüzde 18 oranında sera gazı emisyonunun artışına olumsuz yönde etki etti. Türkiye ise tüm dünyada sera gazı emisyonu salınımın da yüzde 0.7’lik bir paya sahip.
 
Geçen yıl açıklanan Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli Beşinci Değerlendirme raporuna göre Son 150 yılda dünya yüzey sıcaklığı artı 1 derece arttı. Artı 2’de tutmak için gayret ediliyor. Artı 3 veya artı 4 olursa yeryüzü yaşanmaz bir hale gelecek. Son 100 yılda deniz suyu seviyesi 19 cm arttı. Bu yükseliş deniz canlı türlerini yavaş yavaş yok etme tehlikesi oluşturuyor. Atmosferdeki karbondioksit oranı yüzde 42 oranında arttı.
Bu dünyamız için büyük bir tehlike demektir. İklim değişikliğinin önüne geçmek için küresel işbirliği şarttır. Bu anlamda Paris Anlaşmasının kabulü uluslararası kamuoyu tarafından memnuniyetle karşılanmıştır” diye konuştu.
 
“TÜRKİYE SERA GAZI SALINIMINI ALT SEVİYELERE ÇEKMEYİ TAAHHÜT ETTİ”
İklim değişikliği konusunda Türkiye’nin imzaladığı uluslararası anlaşmaların önemine ilişkin açıklamalarda da bulunan Bakan Yardımcısı Ceylan, bu anlaşmalar kapsamında Türkiye’nin çevre hedeflerine vurgu yaptı. Ceylan,  “Türkiye Paris anlaşmasını imzalamış ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesi için TBMM onayı beklenmektedir. Anlaşma kapsamında Türkiye 2030 yılına kadar sera gazı salınımlarını mevcut artış oranından yüzde 21’e kadar azaltım taahhüt etmiş bulunmaktadır.
 
Türkiye iklim değişikliği ile ilgili olarak sadece Paris Anlaşması değil, bu alanda bu zamana kadar yürürlüğe giren bir çok uluslararası anlaşmaya da cesaretli bir şekilde taraf olmuştur. Birleşmiş Milletlerin iklim değişikliği çevre sözleşmesi  KYOTO protokolü, Ozon Tabakasını İncelten Maddelere dair Viyana Sözleşmesi ve Montreal Protokolü, tehlikeli atıkların sınırlar ötesi taşınımının ve bertarafının kontrolüne dair Basel Sözleşmesi, Akdeniz Kirliliğine Karşı Barselona Sözleşmesi, Karadeniz Kirliliğine Karşı Bükreş Sözleşmesi, Kalıcı organik kirleticilerin bertarafına yönelik Stockholm Sözleşmesi, Sınırı aşan hava kirliliği sözleşmesi (CLRTAP) ve Bazı Tehlikeli Kimyasalların ve Pestisitlerin Ticaretine Yönelik Rotterdam sözleşmesi’nin, Türkiye’nin destek verdiği anlaşmalardan sadece bazıları olduğunu söyleyebiliriz” açıklamalarında bulundu.
 
“PARİS ANLAŞMASI’NIN ONAY SÜRECİ HÜKÜMETİMİZ VE TBMM TARAFINDAN DEĞERLENDİRİLECEKTİR”
Açıklamalarında, Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olma konusunu değerlendirdiğine dikkat çeken Bakan Yardımcısı Ceylan, Yeşil İklim Fonu ile teknoloji desteklerine erişim konusunda da beklentilerin henüz karşılanmadığını belirtti. Ceylan, konuşmasında, “Paris Anlaşmasının “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar" ilkesini muhafaza etmesi ve Sözleşme Ek’lerinden bağımsız, gerçekçi ve esnek bir sistem getirmesi, Türkiye açısından olumludur. Ancak, Taraflar Konferansı Kararları ile özel koşulları tanınmış ülkemize finans ve teknoloji transferi desteği sağlanmasına ilişkin hükümlerin Paris Anlaşmasında ve Kararında yer almaması üzüntü vericidir. Özgün koşullarımız çeşitli Konferans Kararları ile tanınmış olmasına rağmen, “Yeşil İklim Fonu” ve teknoloji desteklerine erişime yönelik haklı beklentimiz henüz karşılanmadı. Bu nedenle, Paris Anlaşması’na taraf olma hususunu değerlendirme aşamasındayız. Özellikle 2020 yılından itibaren Yeşil İklim Fonu tarafından gelişmekte olan ülkelere sağlanması planlanan yıllık 100 milyar Dolar destekten Türkiye’de yararlanmak istemektedir. Aksi takdirde yeni iklim rejimi, Türkiye için adil ve eşitlikçi olarak değerlendirilemez. Paris Konferansında Fransa Başkanlığı tarafından, Türkiye’ye finans ve teknoloji desteği sağlanmasına ilişkin konunun özel olarak ele alınarak 21. Taraflar Konferansı sonuç raporuna yansıtılacağı ve 22. Taraflar Konferansında çözüme kavuşturulacağı sözü verilmesine rağmen maalesef bu söz, bu zamana kadar yerine getirilmemiştir” ifadelerine yer verdi.
 
Kasım ayı içerisinde Almanya Bonn gerçekleştirilecek olan 23. Taraflar Konferansında söz konusu problemlerin çözmek amacıyla bir karar taslağı sunarak Türkiye’nin haklı talebinin yerine getirilmesini ve bu hususta AB’nin de desteğini beklendiğini dile getiren Bakan Yardımcısı Ceylan,“Yeşil İklim Fonu başta olmak üzere ülkemize sağlanacak uluslararası kaynaklar ile Türkiye, çok daha fazla azaltım yaparak iklim değişikliği ile küresel mücadeleye potansiyeli ölçüsünde katkı sağlayabilecektir” diye konuştu.
 
“SERA GAZI SALINIMINDA TÜRKİYE BİNDE 7’LİK PAYA SAHİP”
 
İklim değişikliği ile mücadeleyi ve çevrenin korunmasının oldukça önemli olduğunu kaydeden Bakan Yardımcısı Ceylan özetle şunları söyledi:
“Özetle çevrenin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadeleyi ülke olarak önemsiyoruz. Bu alanda halkımız nezdindeki bilinç her geçen gün artmaktadır. Çünkü çevrenin korunması ve insan sağlığı her şeyin üstündedir. Bu maksatla, Türkiye olarak gücümüzün ve kapasitemizin üstünde bir sorumluluk anlayışıyla bu mücadeleye destek veriyoruz. Bu anlamda Türkiye olarak çevrenin korunması konusunda AB’nin bütün mevzuatını adapte etmiş bulunmaktayız. Paris Anlaşması kapsamında Türkiye’yi Yeşil İklim Fonu’ndan ve teknoloji yardımlarından yararlandırsalar da yararlandırmasalar da ve Türkiye’yi AB’ye tam üye yapsalar da yapmasalar da Türkiye çevre anlamında ve iklim değişikliği ile mücadelede üstüne düşeni fazlasıyla yapmaya devam edecektir. Böylesi bir etkinlik dolayısıyla başta AB delegasyonu olmak üzere destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkürlerimizi sunuyor, bu alandaki iş birliğimizin artarak devam etmesini diliyorum.”