Gezilecek Görülecek Yerler

                                        GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER

 

Tokat Müzesi;

Arkeolojik, etnografik eserlerle sikkelerin sergilendiği müzemiz karma müzeler grubundadır. Yapı olarak 13. Yüzyılının ikinci yarısında bir Anadolu Seluklu Dönemi eseridir. Aık avlulu, iki katlı, iki eyvanlıdır. Avlu, ü taraftan revaklarla evrili olup, revaklar zemin katta devşirme sütunlar, üst katta dörtgen ayaklar taşımaktadır. Sütun başlıkları da devşirmedir. Doğu cephedeki ta kapı, yukarı ve dışa taşıntılıdır.

Cephenin 1/3'ünü kaplamaktadır ki, döneminin tipik özelliğidir. Bitkisel ve geometrik kademeli bordürlerle evrili ta kapının mukarnas kavsalası üzerinde iki yanda pencere yer almaktadır. Bu durumuyla Anadolu Seluklu mimarisinde özel yere sahiptir. Kitabe yeri boş bırakılmıştır.

Avluya bakan cepheleri gök mavisi ve patlıcan moru renklerden oluşan geometrik, bitkisel ve yazı (hat) karakterli süslemeye sahiptir. Gökmedrese ismini de gök mavisi renkli inilerden almaktadır. Tıp eğitiminin verildiği yapı "Pervane Darüşşifası" olarak da bilinmektedir. Anadolu Seluklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılış amacına uygun olarak yıllarca sağlık hizmetinde kullanılmıştır.

Latifoğlu Konağı;

Tokat'ın Gazi Osman Paşa Bulvarı üzerinde bulunan Latifoğlu Konağı planı ve süslemeleriyle 19. yy. ev mimarisinin özelliklerini taşımaktadır.

Konak "L" şeklinde bir plan üzerine iki katlı olarak ve ahşap karkas arası kerpi dolgu malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Alaturka kiremit kaplı kırma atı ile örtülüdür. Taş döşeli avluda bir havuz bulunmaktadır.

Türk evinin ana esaslarına ve kalabalık aile düzenine uygun olarak, ancak daha serbest bir plan anlayışı ile yapılan konağın odaları "L" şeklinde bir sofanın etrafında yer almaktadır.

Zemin kattaki tek kubbeli hamam, yapının dışına ıkma yapmaktadır. Kare planlı, dikdörtgen formlu taşlarla döşeli bu Türk Hamamı alttan ısıtılmaktadır. Burası küük bir soğukluk-soyunmalık kısmına aılmaktadır. Yine bu bölümde ocaklı bir oturma odası-hamam odası bulunmaktadır.

Günlük işlerin yapıldığı, aynı zamanda mutfak olarak da kullanılan aşevi-işevi ile idare olarak kullanılan bölümde bu katta yer almaktadır. Sofa, günümüzde danışma ve hatıra eşya satış yeri olarak düzenlenmiştir.

Üst katta; selamlık-paşa odası, harem-havuzbaşı odası, yatak odası ve bir depo odası mevcuttur. Sofada dört bölümlü bir vitrinde takılar, silahlar, porselen eşya ve elişleri teşhir edilmektedir.

Latifoğlu Konağı ahşap, kaleişi ve alı süslemeleriyle zengin bir görünüme sahiptir. Latifoğlu Konağı gemişteki fonksiyonlarına göre yörenin eşyası ile donatılmış mankenlerle canlı ve gereki bir teşhir yapılarak 1989 yılında müze-ev olarak hizmete aılmıştır.

 

Çukur Medrese;

Sulusokakta Takkeciler Camiinin güneyindedir. 1148 ve 1157 yılları arasında yapılmıştır. En önemli özelliği Anadolunun ilk medreselerinden biri olmasıdır. Avlu kubbesi 14 metre apında ve ortasında 10 metreye yakın aıklığı vardır. Birisi Niksarda diğeri de Basrada olmak üzere bu özelliği taşıyan 3 medreseden biridir. Moloz taştan sade ve süslemesiz olarak inşa edilen yapı, iki yandan da eyvanlar ve tonozlu odalarla evrelenmiştir. Bugün harap durumda olan medrese Seluklu Sultanı 2. İzzettin Keykavusun hükümdarlığı döneminde 1247 yılında onarım görmüştür. O günden bu yana asırlardır ihmal edilmiş, özellikle Osmanlılar zamanında gömen barınağı olarak kullanılmıştır. 1939 yılındaki yer sarsıntısı kubbe tonozlarda ökme ve atlamalara yol amış onarım kitabesi düşerek paralanmıştır.

Ali Paşa Hamamı;

1572 yılında Ali Paşa tarafından yaptırılan külliyenin bir bölümüdür. Kadın ve erkek kısımları simetrik olan yapının, soyunma yeri kare, sıcaklık bölümü 4 eyvanlıdır. Karşılıklı 4 eyvanı beşik tonozlu olan yıkanma yerinin köşe halvetleri basık ve kubbelidir. Kesme taştan yapılmış olan mekn üzerinde 8 gen kasnak üzerine oturtulan büyük kubbeleri 1966 yılında kurşunla kaplanmıştır.

Sebastoplis Antik Kent;

Sulusaray ile merkezinde yer alan Antik kent tarihi ilk Tun Çağında başlayan büyük bir höyük üzerine kurulmuştur. Antik Sebastapolis Kentinin kuruluş tarihi henüz kesin olarak bilinmemektedir. Bazı kaynaklarda MÖ I. yüzyılda kurulmuş olduğu kaydedilmektedir. Roma İmparatoru Traianus zamanında ( MS 98 117 ) Pontus Galaticusla, Polemoniacus Eyaletlerinden ayrılarak Kapadokia eyaletine dahil edilmiştir. Bu konuya ilişkin kitabe Kapadokia Valisi Arrian adına şehrin ileri gelenleri ve halkı tarafından dikilmiştir. Sebastapolis kelime olarak Latincedir. ( Sebasto; büyük, ulu, azametli, polis; şehir ) Büyük azametli şehir denmektedir. Bazı kaynaklarda Herakleopolis olarak gemektedir. Heraklaopolis, Herakles Şehri anlamına gelmektedir. Herakles Yunan ve Roma Mitolojisinde gücü kuvveti simgeleyen yarı tanrı bir varlıktır. Bu adı ile de Sebastapolis ile aynı manayı taşımaktadır. 1987 yılında Tokat Müze Müdürlüğünce yapılan kurtarma ve sondaj kazıları sonucunda elde edilen verilerle, daha önce ortaya ıkmış bulunan mimari paralar değerlendirildiğinde kentin, Helenistik, Roma ve Bizans Dönemlerinde önemli bir yerleşim alanı olduğu anlaşılmaktadır. Comana Ponticada (Antik Tokat ) yapılan yüzey araştırmaları sonucu ele geen buluntular Sebastapolis buluntuları ile büyük benzerlikler göstermektedir. Bu da söz konusu 2 şehrin aralarında yakın ilişkiler bulunan ağdaş 2 yerleşim alanı olduklarını ortaya koymaktadır.

Bey Sokağı;

Tokat İl merkezi, Bey Sokağında bulunan ve iki yönlü olarak sokağa cephe veren Ge Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemlerine ait evler tescil edilerek koruma altına alınmıştır. 1987 yılında Tokat Valiliğince evlerde cephe onarımları yapılmıştır. Sokakta yer alan evler, Anadolunun iyi korunmuş sivil mimarlık örneklerindendir.

Tokat Kalesi;

Kentin Kuzeybatısında, bütün yöreye tepeden bakan bir yükseklikteki kalenin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, M. S. 5. ve 6. yüzyıllarda yapıldığı tahmin edilmektedir. Dik ve sarp kayalar üzerinde doğal bir hisar görünümünde olan kale kesme ve moloz taşlardan inşa edilmiştir. Seluklu ve Osmanlı döneminde onarım görmüş, yeni savunma ve gözetleme yerleri eklenmiştir. Dış ve i duvarlarla korunan kale, doğu batı yönünde yükselen iki kaya grubu üzerine oturtulmuştur. Depremler sonucu kuzey ve güney yönündeki duvarları tamamen yıkılmış, baş bur ile sol tarafındaki kaya üzerindekiler sağlam kalmıştır. Kuzey yönündeki bir kaya oyuğundan girilebilen kalenin iinde her eşit ihtiyaca yetecek düzeyde erzak depoları, sarnı, cephanelik, hizmet binaları, emanet odaları ve birde camii bulunduğu bilinmekle birlikte günümüzde bunlara ait sadece tonozlu yapılar ve temel kalıntılar görülebilmektedir. Kale duvarları incelendiğinde Bizans, Seluklu ve Osmanlılara ait izler görmek mümkündür. Güney yönde ayakta kalabilmiş büyük burlardan birinin duvarında taştan yapılmış Müslüman sandukaları yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. Kalenin güneybatısında eski ağlardan kalma bir kaya mezarı vardır. Mezarın ağzında bir kolon ve biri büyük iki hücre bulunmaktadır.

Hıdırlık Köprüsü;

Kesme taştan beş gözlü olarak yapılmış tipik bir Seluklu köprüsüdür. 151 metre uzunluğunda, 7 metre genişliğindeki köprü ok iyi korunmuş olup bugün de kullanılmaktadır. Köprünün yapımı ve kitabesi ilgi ekicidir. Kitabeden anlaşıldığına göre köprünün temeli 1249 tarihinden sonra atılmıştır. Çok iyi korunmuş olan kitabede, 3 yıl boyunca bir birleriyle mücadele etmiş 3 şehzadenin adı birlikte yazılıdır. Bu nedenle köprü, Seluklu tarihi ve kitabeleri bakımından önemlidir. Kitabede köprüyü yaptıranın Pervane Seyfeddin Hamid İbn-i Ebül Kasım-ı Tusi olduğu belirtilmektedir.

Tokat saat Kulesi;

Sulusokakta Takkeciler Camiinin güneyindedir. 1148 ve 1157 yılları arasında yapılmıştır. En önemli özelliği Anadolunun ilk medreselerinden biri olmasıdır. Avlu kubbesi 14 metre apında ve ortasında 10 metreye yakın aıklığı vardır. Birisi Niksarda diğeri de Basrada olmak üzere bu özelliği taşıyan 3 medreseden biridir. Moloz taştan sade ve süslemesiz olarak inşa edilen yapı, iki yandan da eyvanlar ve tonozlu odalarla evrelenmiştir. Bugün harap durumda olan medrese Seluklu Sultanı 2. İzzettin Keykavusun hükümdarlığı döneminde 1247 yılında onarım görmüştür. O günden bu yana asırlardır ihmal edilmiş, özellikle Osmanlılar zamanında gömen barınağı olarak kullanılmıştır. 1939 yılındaki yer sarsıntısı kubbe tonozlarda ökme ve atlamalara yol amış onarım kitabesi düşerek paralanmıştır.

Ali Paşa Camii;

Cumhuriyet Meydanının güneyinde yükselen camii Tokattaki en büyük Osmanlı anıt eseridir. Sultan II. Selim zamanında Ali Paşa tarafından 1572 yılında yaptırılan caminin avlusunda Ali Paşanın eşi ve oğlu Mustafa Beyin türbelerinde yer almaktadır. 16. yüzyıl Osmanlı Camii mimarisinin özelliklerini taşıyan caminin kare olan ana meknı üzerinde tek kubbesi ve tek minaresi vardır. Tamamı kesme taştan yapılan camide, ana meknın kıble dışında kalan diğer ü duvarında karşılıklı mahfiller yer almaktadır. Bunlardan kuzey yönündekiler oda şeklindedir. Kesme taştan kemer olarak yapılmış mahfillerin üst kısmında kadınlara ait bölümler vardır. Kubbe kaidesinde, sekizgen kasnakta ve duvarlarda pencereleri olan caminin stalktitli mihrap ve minberi mermerdendir.

Bedesten ve Arasta;

Sulusokakta Takyeciler Camiinin doğusundadır. Evliya Çelebinin Sultan Çarsısı kadar güzel bir arşıdır. Halep ve Bursa arşıları gibi gayet tertip üzere kurulmuştur. dediği bedestenleri İstanbul Kapalı Çarşının Bedesten bölümünü anımsatmaktadır. Tuğladan örülmüş tonozlar üzerinde 11 kubbenin yer aldığı bu Osmanlı ticaret merkezinin yapıldığı tarih belli değildir. 15. veya 16. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen Bedestenin güney ve kuzey yönlerinde karşılıklı birer kapısı vardır. İnce harla örülmüş kolon ve tonozlardaki ustalık son derece ileri düzeyde olan bedesten görülmeye değer bir mimari eserdir. Bedestenin doğu batı bitişiğinde birer arasta eklenerek önemli bir yapı grubu oluşturulmuştur.

Ballıca Mağarası;

Ballıca Mağarası, Tokat'ın 26 km. güneybatısında bulunan Pazar ilesinin 7 km. güneydoğusundadır. Tokat-Mağara arası 33 km.dir.

Ballıca Mağarası Tokat Dağı'nın başkalaşmış şistleri üzerinde uzanan karstik kristal kiretaşıyla oluşmuştur. Mağaranın ierisinde yer alan kristalleşmiş kiretaşı kütlesinin yüzey alanı yaklaşık 30 hektardır.

Mevlevihane;

Tokat İli, Merkezde Soğukpınar mahallesinde yer alan Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olan Mevlevihanenin yapım tarihi kesin olmamakla birlikte 19. yy da Musluağa tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Uzun yıllar Kadın Cezaevi ve Kuran Kursu olarak kullanılan Mevlevihanenin 2004 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarımı yapılarak Kültürü ve Vakıf Eserleri Müzesi olarak kazandırılmıştır. Alt katında derviş odaları katında ise semahane bulunmaktadır. Balkon kısmı ile ierdeki ahşap işilikleri tavandaki ahşap oymalar göze arpar.

Bilgi Edinme Başvuruları Bimer İnsan Hakları Başvuruları