Tarihi ve Kültürü

İLİMİZ   TARİHİ VE KÜLTÜRÜ

 

Bu havası hoş şehrin dört tarafında, bahe ve bostanlar iinde sular akar. Bu bahelerde bülbüllerin ötüşü, insan ruhuna sefa verir. Meyveleri lezzetli ve ltif olup, her tarafa hediye olarak gönderilir. Her bağında birer köşk, havuz, fıskiye ve eşitli meyveler bulunur. Halkı zevk ehlidir. Gariplerle dostturlar; kin tutmaz, hile bilmez, deryadil, haluk, selim ve halim insanlardır. Herkese iyi zanda bulunurlar. İyi geinirler, hayırlı yapılar yaptırmaya hevesleri oktur. Camii, saray, köşk ve imaretleri o kadar güzel ve metin olur ki, buralara girenler hayran olurlar. Şehir genişlik ve ok ucuzluk bir yer olup dünya yüzünde eşi yok gibidir. Yılın her zamanında halkının nimetleri boldur. Hacı Bektaş Veli'nin hayırlı ve bereketli duaları ile bu eski tarihi şehir, "ALİMLER KONAĞI, FAZILLAR YURDU ve ŞAİRLER YATAĞIDIR..."

 

EVLİYA ÇELEBİ

Seyahatname

(Cilt: 5 Saife: 6970) 


YÖREMİZ YERLEŞİMİNİN TARİHİ

 

M.Ö. 4000 yıllarından başlayarak 14 devlet ve birok beyliğin yaşadığı ve egemen olduğu Tokat; geniş ve sulak vadilerle bunlar arasındaki geitlerden oluşan bereketli alanların orta yerinde bulunmaktadır.

 

Kalkotik ve ilk tun ağlarından sonra Büyük Hitit Devletinin doğu federasyonlarına bağlı birok kentin, Yeşilırmak'ın kolları Kelkit, Tozanlı ve Çekerek kolu vadileri boyunca kurulması ile başlayan, Pers ve Pontus döneminde doruğa ulaşan derebeylik dönemi, Tokat, Niksar, Zile ve Turhal'da en tipik ve gülü şeklini almıştır.

 

İlimiz toprakları üzerinde kurulan Hitit ve Frig yerleşim alanları, M.Ö. 2500 4000 yılları arasında, yüksek düzeyde sanat ve kültür yaşamına ulaşmıştır. İ Anadolu yaylalarını aşamayan İon Kültürünün M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren, Kolonileri ile birlikte, Karadeniz'den Polemonion ( Ünye) ve Amisos (Samsun ) yolu ile Komana ya ( Tokat ) gelmiş, güneydeki geleneksel "Kapadokya " ve doğudan gelen Pers kültürü ile kaynaşmıştır.

 

Daha sonra uzun bir dönem ierisinde Roma ve Bizans Egemenliği altına giren Tokat, Danişmend ve Seluklu Türklerinin siyasi üstünlükleriyle birlikte Maveraünnehir'den gelen Türk İslm kültürü ile tanışmıştır. 900 yıldan beri de Türk Egemenliği altındadır.

 

Seluklular zamanında Anadolu'nun 6. büyük kenti olan Tokat, 12. yüzyılda Bizans ve Halı orduları, 1243 yılından itibaren de Moğol baskısı altında olmasına rağmen İlhanlı egemenliği sonuna kadar gelişmesini sürdürmüş, antik dönemlerde olduğu gibi ekonomi ve ticareti gelişmiş, doğu batı yönündeki büyük ticaret kervanlarının konakladığı hanlar, kervansaraylar ile düzenli yol ve köprüler inşa edilmiştir.

 

Seluklu Türklerinin Anadolu'da yarattığı, özü güzellik ve sabır olan bu uygarlığın kültür, sanat, mimarlık, bayındırlık eserleri ile Tokat'ta hemen yüz yüze gelinir. Moğolların yaptığı büyük tahribatın ardından 14. yüzyıl sonunda Osmanlı egemenliğine giren Tokat, yükselme döneminde bölgenin tarım ve sanayi merkezlerinden biri olmuştur.

 

Evliya Çelebi'nin uzun uzun anlattığı gibi "Tokat'ın bağ. Bahe ve ovaları Osmanlı Ordularının konaklama ve gıda ambarı olmuş, bakırcılık, ipekilik, pamuklu dokuma ile eşitli sanayi ve el sanatları gelişmiş, iş hanları ve arşıları Bağdat, Bursa ve Haleptekiler ile kıyaslanır olmuştur." ifadeleri bunun kanıtıdır.

 

17. yüzyılın bitimi ile beraber gerileyen imparatorluk döneminde, Tokat olumsuz etkilenmiş, gelişme ve canlılığını yitirmiştir. Osmanlı Devlet'nin gelişme devrinde önemini yitiren ve pek ok ekonomik sorunlarla karşılaşan Tokat, hibir gelişme gösterememiş, 1863'ten sonra Sivas'a bağlı bucak, 187S'de mutasarrıflık (sancak beyliği) 1920'de müstakil liva ve nihayet Cumhuriyetin ilanı ile beraber il olmuştur.


İLİN KÜLTÜR YAPISI

 

Tokat, uygarlıkların merkezi olan Anadoluda M.Ö. 3000 yıllarından başlayarak 5000 yıllık engin tarihinde 14 devlet ve birok beyliğin yaşadığı ya da egemen olduğu Yeşilırmak havzası iinde yer almış benzeri az bulunan önemli illerimizden biridir.

 

Tokat ilindeki Kelkit, Yeşilırmak ve Çekerek ırmakları boyunda kurulmuş olan medeniyetlere ait Hitit, Firig, Roma, Seluklu, İlhanlı, Osmanlı eserlerinin oka bulunuşu ve tarihi yönüyle önemli bir kültür merkezidir.

 

M.Ö.2500400 yılları arasında yüksek düzeyde sanat ve kültür yaşamına sahip olan Helen kültüründen, Zile-Tokat-Niksar-Sulusaraydaki M.S 5.yy. kadar süren Roma kültürünü, 12.yy.da Danişmendlerin merkezi olan Niksarda oluşan maddi kültür değerlerini 13.yy. sonuna kadar Seluklu Türklerinin sanat, mimari ve hümanist kültürlerini gözden geirdiğimizde, Zile Maşat Höyükteki Tappiga Sarayı, Helenistik ağa ait kartal figürlü ionik sütun başlığı, Zilede Roma Anfi tiyatrosu, Zile Saat Kulesi, Zile Ulu Camii, Ertana Beyliğinden kalan Zile Beyazıt Bestami Camii ve Türbesi, Tokat girişinde Yeşilırmak üzerindeki Seluklu Köprüsü, Gök Medrese, Pervane Hamamı, Niksar Ulu Camii, Niksar Akyazı Kümbeti, İlhanlılar dönemine ait Niksar Çöreğibüyük Camii, Artovada Antik Saray Kenti, Pazarda Mahperi Hatun Kervansarayı gibi eserlerle dimdik ayakta duran tarihinin canlı delilleriyle, Tokat ve yöresinin Türk tarih ve kültürü aısından önemi bir kez daha ortaya konulmaktadır.


İLİMİZDE EL SANATLARI

Türk Milletinin asırlar boyunca meydana getirdiği halıları, kilimleri, cicimleri, zilileri, heybe uval ve torbaları, hasırları, bakır pirin ve tun işleri; güğüm, bakra, lenger gibi mutfak araları, kuyumculuğu, tesbihiliği ve kahve takımları, boncuk işleri, hamam takımları, anak ve ömlekleri, testileri küpleri vs. yüzyıllar boyu yapıla gelmiş hemen hemen hepsi birer sanat eseri haline gelmiştir. Bunların biimleri, üzerindeki renkler ve nakışlar, yapılışlarındaki incelik ve zerafet sanat sevenlerin ilgisini ekmekte ve hayran bırakmaktadır. İlimizde halen devam eden el sanatları şunlardır; 


YAZMACILIK

 

Orta Anadolunun uygarlık yönüyle zengin olan Tokat ilinde, yazmacılığın 600 yıllık bir gemişi vardır. Yazmacılığın yapıldığı Anadolu kentleri arasında ise Tokatın ayrı bir yeri vardır. Yazmacılık gemişte türünün en güzel örneklerini Tokatta vermiştir. Evliya Çelebi Tokat yazmaları iin Beyaz pembe bezi Diyar-ı Lahorda yapılmaz. Güya altın gibi mücelladır. Kalemkr basma yüzü, münakkaş perdeleri gayet memduh olur der ve övgüyle söz eder. Türk El Sanatları iinde it, yemeni, evre, ember deyimleri ile tanıdığımız yazma yıllar boyunca kadınlarımızın başörtüsü olmuştur. Türkülere ve manilere konu olan yazma, bir Almus türküsünde sarı rengi ile dikkat ekerken, bir maninin sözlerinde desen ve iekleri ile dile gelir.

 

Anadolunun yemyeşil, şirin bir ili olan Tokatta Karakalem ve Elvan olmak üzere iki tip yazma basılmaktadır. Desen ve kompozisyon yönünden doğal bir görünüş hkim olan Tokat yazmalarında doğadaki motifler özelliklerinden hibir şey kaybetmeden, stilize edilerek kalıp üzerine aktarılmıştır. Tokatın karakteristik motifleri, tüm özellikleri ile birlikte yazmalara yansıtılmış, doğadan alınan bitkisel motifler, iek ve meyve motifleri kalıp ustasınca başarılı bir kompozisyon iinde kumaş üzerine aktarılmıştır. Meyve eşidi bol olan Tokatın bu özelliği yazma desenlerine konu olmuş, elması, üzümü, kirazı ve iekleri motifler halinde yer alarak desenlere kaynaklık etmiştir.

 

Desenler, ağa kalıplara kalıp ustasınca bir nakış gibi işlenerek aktarılır. Kalıp oymacılığı sabır ve el becerisi ister. Herkes yazmacı olur ama, kalıp ustası olamaz. En güzel kalıplar ise ıhlamur ağacından oyulur.

 

Anadoluda yazmacılığın merkezi konumunda olan Tokatta üretilen yazmalardaki renk uyumu gerekten mükemmeldir. Tokat yazmalarında oğunlukla kırmızının koyu tonları, bordo, patlıcan moru gibi koyu renkler hakimdir. Tokat yazmaları ok renklidir. Sağlam bir renk armonisi vardır. Tokatta bugün ok değişik yazma deseni basılmaktadır. Tokata özgü desenlerin yanı sıra değişik yörelere ait motiflerle de alışılmaktadır. Tokata özgü yazma desenleri şunlardır.

 

Tokat ii dolusu

Tokat beşlisi

Tokat üzümlüsü

Tokat elmalısı

Tokat yarım elmalısı

Tokat kirazlısı

Tokat ii boş (Kayseri kenar)

Purket (plaka)

Kaşık sapı

Kaynana yumruğu

Asma yaprağı

Ev işi yazma

Trabzon kenar

 

40 yıl öncesine kadar beş büyük handa; 1. Horozlu Hanı, 2.Hacı Musaoğlu Hanı, 3.Askerler Hanı, 4.Beypazarı Hanı, 5. Gazioğlu Hanında yürütülen yazmacılık bugün yalnızca bir handa (Gazioğlu Hanında) yapılmaktadır. İki asır kadar önce bir kervansaray olarak yapılan Gazioğlu Hanı, ortasında kuyusu olan büyük dikdörtgen biimli avlusu ve üst kattaki sıra sıra odaları ile eski zamanlarınkinden farklı değildir bugün... Atölyelerde renk renk tülbentler değişik kalıplarla basılırken, biriken yazmalar tavandaki cereklere asılır. Yazmalar, avludaki havuzlarda ve üst kattan avluya uzanan cereklerde bir renk cümbüşü gibi uzanır. Halen Yazmacılar Hanında da yazmacılığa devam eden yazmacılar mevcut olup, büyük bir oğunluğu Tokat sanayi sitesinin yanında yeni yapılan Yazmacılar Sitesinde faaliyetlerini sürdürmektedirler.

 

Yazma artık; elbise, etek, bluz, fular, sabahlık, gecelik, tayyör gibi eşitleriyle hanımların gardıroplarına da girmiştir. Bugün yazmaların eşitli özelliklere sahip motifleri, günün anlayışına uygun olarak eşitli yerlerde kullanılmaktadır. Modacılarımızın ve bazı şehirlerde kurulu özel atölyelerin yazma motifleriyle yarattıkları giysiler i ve dış piyasada ok tutulmakta, bu da yazma sanatının önemini ifade etmektedir. 


EL DOKUMACILIĞI

 

El sanatları insanlarımızın ihtiyalarını karşılayacak şekilde ortaya ıkmış, yaşayış özellikleri ve iklim şartlarına göre gelişmeler göstererek kültürümüzün özelliklerini yansıtmaktadır.

 

Halen ilimizde özellikle Başiftlik ve Almus-Muhat beldesinde halı dokumacılığı, Merkez-Günevi köyünde el dokuması (peşkir, arşaf, elbiselik kumaş), kırsal kesimdeki köylerimizde kilim, cecim, sumak, hasır dokumacılığının yanı sıra özellikle Kızık köyünde dokunan Kızık kilimleri, Reşadiye yöremizde alaca orap örücülüğü, heybe dokumacılığı ve Nebi köyündeki folklorik giysiler yöremize güzel bir zenginlik kaynağı oluşturmaktadır. 


BAKIRCILIK

 

Tokatta bakır işleme sanatı Osmanlı Döneminde bir hayli gelişmiş olup, bu konuda adından söz ettiren önemli merkezlerden biri olmuştur. Erganiden getirilen ham bakırlar, şimdiki yetiştirme yurdunun bulunduğu alandaki < Kalhane> de işlenmekte, Sulusokaktaki esnafın marifetli ellerinde her biri birer sanat eseri olarak vücut bulmaktadır.

 

Bakırcılık sanatı son zamanlarda önemini kaybetmesine rağmen ilimizde işlenen bakırın kalitesi ve şekil bakımından estetik ve zengin eşitliliği nedeniyle Anadolu şehirleri ierisinde ayrıcalıklı yeri vardır.

 

Halen ilimizde dövme tekniği ile yapılmakta olan mutfak eşyası ve hediyelik eşya (leğen, ibrik, kazan, tava, tas, sini, vb.) olarak üretilmektedir. Ancak, gemişteki kullanım yoğunluğunun yerini plastik, alüminyum ve elik malzemeye bırakmıştır.

 


TOKAT MUTFAĞI

 

Geleneksel Tokat evlerinin en büyük özelliği, büyük odalarından birinin mutfak olmasıdır. Mutfağa halk ağzı ile İşevi veya akşana denir. Taban döşemesi bal peteğini andıran kiremit tuğla ile kaplıdır. Odanın bir köşesinde yemek yapmaya ve amaşır kazanını kaynatmaya yarayan yer ocağı bulunurken; diğer tarafta kurutulmuş yiyecek, konserve, sala, peynir, yaprak saklanan kiler bulunur. Ayrıca kuru baklagil ve tahılın saklandığı bölmeli ambar vardır. Bağ evlerinde kebap fırını, üzüm suyunun ıkarıldığı şirehane, geleneksel Tokat mutfağının en belirgin özelliğidir.

 

Bugün bile Tokatta yemekler oğunlukla yer sofrasında yenilir. Mutfak kalabalık ailelerde oturma odasıdır. Tokatın ok zengin mutfağı

 

Bilgi Edinme Başvuruları Bimer İnsan Hakları Başvuruları