SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Kentsel Tasarım

  • Hangi Projeler Kentsel Tasarım Projeleri Kapsamında Değerlendirilmek Üzere Bakanlığımıza İletilir?

     644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 644 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin; 2. Maddesi (ı) bendinde belirlenen dönüşüm alanları, (ğ) bendinde Bakanlıkça belirlenen finans ve ticaret merkezleri ile özel proje alanları ile 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun ve Uygulama yönetmeliğinde belirlenen uygulama alanlarında hazırlanan Kentsel Tasarım projeleri ilgili idarece veya ilgililerince mevzuat hükümleri doğrultusunda hazırlanarak Bakanlığa sunulur.

  • Kentsel Tasarım Plan/Proje Hazırlama Esasları Nelerdir?

     Kentsel tasarım projesi; çalışma alanının niteliği ve özgünlüğü göz önüne alınarak Bakanlık talebi çerçevesinde geliştirilmesi / değiştirilmesi saklı kalmak koşuluyla temelde dört ayrı bölümde hazırlanır;

    a.Etüd-Araştırma
    Alana İlişkin Genel Bilgiler (Alanın büyüklüğü, hava fotoğrafı üzerinde tanımlanmış yeri, yakın çevre ilişkisi ve yapılaşma durumu vb.)Doğal Yapı Analizleri ( Eğim, jeolojik durum, iklimsel ve meteorolojik veriler vb) Fiziksel Yapı Analizleri (Arazi kullanımı, mülkiyet durumu, yapı fonksiyonları, yapı kat adetleri, ulaşım ilişkileri vb.) Karakter alan değerlendirmesi (kentsel tasarıma doğrudan girdi sunan alana erişim noktaları, yoğunluk odakları, sınır ve kıyılar vb. fiziksel tasarım faktörlerinin değerlendirilmesi…) Mer’i Plan Kararları (Varsa master plan kararları, 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Kararları, Koruma Amaçlı İmar Planları Kararla vb.)- Açık ve Yapılı Alanlar ( Açık ve yapılı alanların oranı, sokak dokusu vb) - Açık Alan Analizleri (Kamusal ve özel açık alanlar, meydanlar, sokaklar, bahçeler, park vs.)- Yapı kategorileri (Konut, ticaret, eğitim, sağlık vs.)- Araç ve yaya dolaşımı,- Kullanıcıların özellik, eğilim, talep, ihtiyaçları belirlenir.
     
    b. Kavramsal Tasarım Projesi
    Kavramsal Tasarım Projesi, proje alanının ihtiyaç programı ve alan verileri doğrultusunda tasarım konsepti içerisinde, varsa onaylı imar planı kararlarını dikkate alan; ulaşım, tasarım, fonksiyon ilkelerini ortaya koyan, çeşitli şemalar ile desteklenen projedir. Kavramsal tasarım projesi; yukarıda belirtilen ilkeler ve araştırma sırasında saptanan veriler doğrultusunda Bakanlıkça başka bir ölçekte istenmediği takdirde 1/5000 ve 1/2000 ve/veya 1/1000 ölçekte en az üç alternatif olarak düzenlenir ve açıklama raporu ile beraber sunulur. Bununla birlikte kentsel tasarım projeleri ile birlikte; - 1/5000 ölçekli alanın kent ve yakın çevresi ile bütünleşmesini gösteren ilkesel plan ve arazi kullanım kararları, - 1/2000 ölçekli genel senaryo kararlarını, peyzaj, kütle, çevre ilişkilerini ve ulaşım kademeleri ile kurgusunu gösteren vaziyet planları da hazırlanır.
     
    c. Kentsel Tasarım Projesi
    Bakanlıkça üzerinde anlaşmaya varılan kavramsal tasarım projesi üzerinde kullanımların geliştirilip nihai çözümlerin ortaya çıkarıldığı ve İdarece belirlenecek özel proje alanlarında ön projeye dayalı olarak hazırlanacak proje aşamasıdır.Kentsel tasarım projesinde:
    - Ulaşım-dolaşım (ada içi/dışı, taşıt, yaya, bisiklet, kısa ve uzun süreli otoparklar, servis) ve açık/kapalı alanlara ilişkin tasarımlar,
    - İmar Planındaki tüm yolların genişlikleri ve kullanımlarına göre gruplanması,
    - Projenin kentin özelliklerine göre bölgelere ayrılması,
    - Uygulama prosedürünün hazırlanması,
    - Düzenleme alanlarında bütünlük ve büyüklüğün yeniden irdelenmesi ile açık ve kapalı alan düzenlemelerinde birlikteliğin sağlanması,
    - Kütle düzenlemeleri (yönlenme, bahçe mesafeleri, kitleler arası mesafe vb.),
    - İşlevlerin yatay ve düşey dağılımları,
    - Kentsel tasarım projesinde yer alan yapılara ait mimari konsept projeleri (kütle, gabari, şematik plan çizimleri),
    - Projede yer alan kent peyzajı haricinde, doğal ve yapay peyzaj unsurlarının alanın genel tasarım kararlarına uyumlu ve bu kararlarla bütünlük gösterecek şekilde düzenlendiği peyzaj projesine ait tasarımlar ve peyzaj karakterine ait açıklama raporu,
    - İdarece uygun görülen ve anlatım için uygun olabilecek ölçekte yeterli sayıda kesit, siluet, tüm kitlelerin 3 boyutlu olarak arazi üzerinde modellenmesini içeren ve kesin proje raporu,
    yer almalıdır.
     
    Kentsel Tasarım Projeleri; yasal, yönetsel, ekonomik ve teknik yönlerden uygulanabilir ve uygulama sürecinde yer alan eylemlerin tasarım ve programlanmasını içermekte olup projelendirme sürecinde çevreye uyumlu tasarımlarla çevre kalitesinin yükseltilmesi amaçlanır. Proje alanı ile kent bütünü veya çevresi arasında yaya ve taşıt ulaşımında, işlevsel, mekânsal, vb. olarak bütünlük ve süreklilik; açık ve kapalı mekânlarda ise gerekli doğal ve yapay aydınlık seviyesi ve iklime uygunluk yönünden uygun değer koşullar sağlanır. Kentsel Tasarım Projelerinde; sosyal uyum ve çevresel etkileşimi yaşanılabilir, sağlıklı, güvenli ve kullanışlı çevre oluşturulması hedeflenmektedir.
     
    d. Üç Boyutlu Tasarım ve diğer çalışmalar
    Tasarım önerilerini destekleyici 3 boyutlu ifadeler (perspektif, 3 boyutlu sunumlar vb.) ile Bakanlıkça gerekli görülmesi halinde alanın tümü veya idarece uygun görülecek bir kısım için 1/1000 veya 1/500 ölçekli maketi teslim edilecektir.Projeye yönelik olarak alanı ve yakın çevresini değişik açılardan gösteren genel (panoramik) ve detay içerikli foto gerçeklik görüntüleri ile birlikte ekteki formata uygun olarak hazırlanacaktır. Ayrıca A3 boyutunda görsel fotoğraf albümü teslim edilebilir.Buna ilave olarak, Bakanlıkça gerekli görülmesi halinde kent bütünü içinde, alana yüklenen temel tasarım kararlarını, kavramsal ve stratejik yaklaşımları, alana verilecek fonksiyonun ulaşım bağlantılarını ve diğer çevresel fonksiyonlarla nasıl bütünleşeceğini gösterir şematik planlar da hazırlanabilir.

     

  • Kentsel Tasarım Projesi Kontrol Kriterleri Nelerdir?

     Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü’ne iletilen Kentsel tasarım projesi; Planda belirlenen yapılaşma koşullarına,

    1. Toplam İnşaat alanına,

    2. TAKS ve KAKS

    3. Hmaks. Bina yükseklikleri

    4. Zemin Oturum Alanı

    5. Kitle düzenlemeleri (yönlenme, bahçe mesafeleri, kitleler arası mesafe vb.),

    6. Açık Kapalı Alanların Oranı,

    7. Ulaşım-dolaşım (ada içi/dışı, taşıt, yaya, bisiklet, kısa ve uzun süreli otoparklar, servis) ve açık/kapalı alanlara ilişkin tasarımlar,

    8. Kent mobilyaları

    9. Cephe tipolojileri

    10. Engelliler için kaldırım / yaya yoluna yönelik standartlar

    11. Malzeme ve detayların

    3194 sayılı Kanun, 6306 sayılı Kanun, 644 sayılı KHK ile Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği ve varsa onaylı İmar Planı ve plan notları kapsamında inceleme ve değerlendirmesi yapılarak kontrolü tamamlanır.

  • Kentsel Tasarım Projeleri Nasıl Değerlendirilir?

    644 sayılı KHK’nın 2. maddesinin (ı) bendinde belirtilen alanlarda hazırlanan kentsel tasarım projeleri Kentsel Tasarım Dairesi Başkanlığı tarafından değerlendirilmekte ve Bakanlık Makamı adına uygun görüş vermek üzere Bakanlığımız bünyesinde 10.02.2014 tarih ve 1934 sayılı Bakanlık Makam Oluru ile oluşturulması uygun görülen Estetik Kurul tarafından onaylanmaktadır.

  • Estetik Kurul Komisyonu Kimlerden Oluşur ?

    (1) Komisyon, Bakanlık Makamı Olur’u ile görevlendirilen 5 (beş) asil, 4 (dört) yedek üyeden oluşur.

    (2) Komisyon üyeleri “mimar, şehir plancısı, peyzaj mimarı”ndan oluşur. Asil üyenin çeşitli nedenler ile mazeretli olması durumunda kararda oy kullanacak yedek üyenin öncelikle aynı meslek disiplininden olmasına dikkat edilir. Komisyon 5 üyenin katılımı ile toplanır.

    (3) Kentsel Tasarım Değerlendirme Komisyon üyeleri gerekmesi halinde Bakanlık Makamı oluru ile değiştirilebilir.

  • Çevre Düzeni Planı

  • Çevre düzeni planının ölçeği ne olabilir?

     14.06.2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 4.maddesinin (c) bendi uyarınca çevre düzeni planları bölge, havza veya il düzeyinde 1/50.000 veya 1/100.000 ölçeklerinde hazırlanır.

  • 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sınırları il sınırı olan büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki çevre düzeni planlarını hazırlama ve onaylanma yetkisi hangi kuruma aittir?

     644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7.maddesinin 3.fıkrası uyarınca Büyükşehir belediyeleri sınırları içerisindeki çevre düzeni planlarını büyükşehir belediyeleri, büyükşehir olmayan illerde ise Bakanlık yapar, yaptırır ve onaylar. Ancak ulusal ve bölgesel nitelikteki fiziki planları Bakanlık yapar, yaptırır ve onaylar. Dolayısı ile büyükşehir belediyelerince hazırlanacak ve onaylanacak çevre düzeni planlarının Bakanlığımızca hazırlanıp onaylanan bölgesel nitelikteki çevre düzeni planı kararlarına uygun olması gerekmektedir.

  • Kuruluş kanunları gereği çevre düzeni planı yapma, yaptırma ve onaylama yetkisini kullanan başka kurumlarca yürütülen çalışmalar kapsamındaki çevre düzeni planlarının durumu ne olacaktır?

     Başbakanlık Hukuk Hizmetleri Başkanlığı’nın 05.03.2012 / 909 sayılı yazısı uyarınca; Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinin ve Turizm Merkezilerinin “koruma statülü” alanlar ile çakıştığı bölgelerdeki;

     Anayasa Mahkemesi’nin 22.02.2013 tarih ve 28567 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Esas:2011/100, Karar: 2012/191, Karar Tarihi: 29.11.2012 kararı uyarınca da büyükşehir olmayan illerdeki
    çevre düzeni planları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanacaktır.
  • Çevre Düzeni Planlarının temel özellikleri nelerdir?

     Nazım ve uygulama imar planlarını bağlayıcı ve yönlendiricidir.

     Arazi kullanım kararlarını genel hatlarıyla belirler, üzerinden ölçü alınarak uygulamaya geçilemez.
     
     Plan paftaları, plan uygulama hükümleri ve plan açıklama raporu ile bir bütündür.
  • Çevre düzeni planları ile ilgili iş ve işlemlerin aşamaları nelerdir?

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yürütülen çevre düzeni planı çalışmaları

    1. Araştırma ve Sentez çalışmalarının yapılması
    2. Taslak Planların Hazırlanması
    3. Nihai Plan, Plan Uygulama Hükümleri ile Plan Açıklama Raporunun hazırlanması
    4. Onay
    5. Dağıtım ve Askı süreci
    6. Askı sürecinde gelen itirazların değerlendirilmesi
    aşamalarından oluşur ve çevre düzeni planının onayına kadar hatta gerek görülürse onayından sonra da planlama bölgesinde yer alan il ve illerde bilgilendirme ve katılım toplantıları düzenlenir.
     
  • Çevre Düzeni Planı’nın planlama kademelenmesindeki yeri nedir?

    Kalkınma Planı

    Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi - Ülke Mekânsal Strateji Planı
    Bölge Planları - Bölge Mekânsal Strateji Planı
    Çevre Düzeni Planı
    Nazım İmar Planı
    Uygulama İmar Planı
     
  • Çevre düzeni planı hangi belgelerden oluşur?

    Bir çevre düzeni planı Plan Paftaları, Plan Uygulama Hükümleri ve Plan Açıklama Raporu’ndan oluşan bir bütündür ve bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

  • Onaylanan çevre düzeni planları ne kadar süre ile askıya çıkarılır?

     Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre çevre düzeni planları onaylandıktan en geç 15 gün içerisinde planlama bölgesinde yer alan illerde 30 gün süreyle askıya çıkarılır. Askıdan indikten sonra en geç 30 gün içerisinde Bakanlığa gönderilir ve Bakanlığa gönderildikten sonra en geç 30 gün içerisinde karara bağlanarak çevre düzeni planlarına kesin şekli verilir.

  • Çevre Düzeni Planı ne zaman yürürlüğe girer?

     Çevre düzeni planları ilgili karar mercilerince onaylandığı tarihte yürürlüğe girer. Ancak çevre düzeni planlarının kesinleşmeyen kısımlarında imar planları onaylanamaz.

  • Çevre Düzeni Planına itiraz ne zaman yapılır? İtirazların değerlendirilme süreci nasıl işler?

     İlgili idarelerce onaylanan çevre düzeni planlarına itirazlar, otuz günlük ilan süresi içinde ilgili idareye yapılır ve itirazlar idarece değerlendirilir. İdarenin karar merciince itirazların reddedilmesi halinde, planlar başkaca bir onay işlemine gerek kalmaksızın red kararı tarihinde kesinleşir. İtiraz olmaması halinde planlar askı süresinin sonunda kesinleşir. İtirazların değerlendirilmesi sonucunda çevre düzeni planında yapılması gerekli / uygun görülen düzenlemeler yapılarak değişiklik yapılan kısımları için yeniden ilan süreci işletilir.

  • Çevre Düzeni Planı kararları kimleri ilgilendirir?

    Çevre düzeni planı kararları tüm merkezi kurum ve kuruluşlar ile yerel yönetimler de dahil olmak üzere kamu ve özel tüm kesimler için bağlayıcıdır.

  • Çevre düzeni planlarında değişiklik veya revizyon mümkün müdür? Nasıl yapılır?

     Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre;

     
    Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkileyebilecek düzeyde
     Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması,
     Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması,
     Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması,
     Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması durumlarında
    çevre düzeni planlarında revizyon yapılabilir.
     
    Ayrıca; çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikteki 
     Kamu yatırımlarına,
     Çevrenin korunmasına,
     Çevre kirliliğinin önlenmesine,
     Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine,
     Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine
    ilişkin olarak çevre düzeni planı değişikliği yapılabilir.
    Yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu da içeren değişiklik ve revizyon teklif ve talepleri; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır.
     
  • 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede tanımlanan görev ve yetkiler çerçevesinde her tür ve ölçekte çevre düzeni planları Bakanlığımızca yapılmakta olup, çevre düzeni planlarına ilişkin iş ve işlemlerde uygulanacak usul ve esaslar

    Çevre Düzeni Planlarında uyulacak esaslar, revizyon, ilave ve değişikliklerin hangi esaslar kapsamında yapılacağı, planların hazırlanması, hazırlatılması ve incelenmesine ilişkin idari ve teknik usullerin nasıl olacağı, planların onaylanması, yürürlüğe girmesi, ilanı, dağıtımı, uygulamaların izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin esaslar 14.06.2014 gün ve 29030 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan “Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği” hükümleri uyarınca yürütülmektedir.

  • Bakanlığımızca onaylanmış olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarına ve çalışmaları devam eden 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının araştırma raporlarına nasıl ulaşabilirim?

    Bakanlığımızca onaylanmış olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarının güncel hallerine ve çalışmaları devam eden planların araştırma raporlarına, Genel Müdürlüğümüz web sitesi altında sol alt tarafta yer alan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planları linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz. (http://www.csb.gov.tr/gm/mpgm/index.php)


    Ayrıca Web sitemizden ya da ilgili Biriminden temin edilen (Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü Mekânsal Stratejiler ve Çevre Düzeni Planları Dairesi Başkanlığı, Çevre ve Şehircilik &İl Müdürlükleri) 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planları (Lejant Paftası, Plan Paftaları, Plan Hükümleri) pafta bedeli yatırılması kaydıyla, aslı gibidir örneği ilgili idaresince (Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü Mekânsal Stratejiler ve Çevre Düzeni Planları Dairesi Başkanlığı, Çevre ve Şehircilik &İl Müdürlükleri) yapılmaktadır.

  • Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi Ve Planlaması

  • Bütünleşik kıyı alanları planı mekansal bir plan mıdır?

    14.06.2014 tarihli ve 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre bütünleşik kıyı alanları planı mekânsal planlama kademelenmesinde yer almayan, kıyı ve etkileşim alanına özgü stratejik yaklaşımla hazırlanan ve imar planlarını yönlendiren plan olarak tanımlanmıştır.

  • Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi ve Planlaması ile ilgili uluslararası yükümlülüklerimiz neler?
    • Ülkemiz, Akdeniz Eylem Planı (AEP) (Birleşmiş Milletler Çevre Programı–UNEP) üyesi 21 ülkeden biridir.  
    • Ülke olarak, AEP Bölgesel Faaliyet Merkezleri’nden olan ve kıyı alanları entegre yönetimi üzerine çalışan Öncelikli Eylem Programı Faaliyet Merkezi (PAP/RAC) odak noktalığını yürütmekteyiz.  
    • Ülkemizin de imzaladığı Barselona Sözleşmesi – Akdeniz’in Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgesinin Korunması Sözleşmesi – 7 Adet Ek Protokolün sonuncusu olan ve Ülkemizin taraf olma çalışmaları sürdürülen Akdeniz’de Entegre Kıyı Alanları Yönetimi Protokolü’ne (ICZM) uyum hazırlıkları devam etmektedir.
     
  • Bütünleşik kıyı alanları planlarının mekansal planlarla ilişkisi nedir?

    • Kıyı alanlarındaki alt ölçekli plan kararlarını etkileyen ve mekânsal planlar kademelenmesinde yer almayan stratejik yaklaşımlı bir plandır.

    • Kıyı alanlarında mekânsal gelişme stratejilerinin belirlenmesi ve sektörel uyumun temin edilmesi çerçevesinde hazırlanmakta olup, üst ölçekli bir plan olma özelliği ile çevre düzeni planları, kıyı alanlarına ilişkin nazım ve uygulama imar planları dâhil tüm planlama ve uygulamalara girdi sağlamaktadır.
     
    • Kıyı kenar çizgisinin kıyı ve deniz tarafına ilişkin karar ve stratejiler üreterek sahil şeridi ve kara tarafına ilişkin getirdiği stratejilerle de ilgili idarelerin uygulamalarına yol gösterici bir plandır.

     

  • Bütünleşik kıyı alanları planları neleri hedeflemektedir?

     Bütünleşik kıyı alanları planlarının hedefleri:                                      

    • Ülkemizdeki kıyı planlama ve uygulama çalışmalarına yeni bir yaklaşım getirmek, 

    • Kıyılarda koruma ve denetimle ilgili tedbirleri belirlemek, 

    • Kıyı alanlarında yerel beklenti ve talepleri yönlendirmek, 
     
    • Kıyılarda örtüşen yetki alanlarını düzenlemek ve 
     
    • Kıyı alanlarının uyumlu ve dengeli bir şekilde korunarak kullanımını teşvik etmek üzere tüm sektörleri dikkate alan bütüncül politika ve karar alma süreçlerinin sağlanması ve kıyı alanlarında yapılacak kıyı yapılarına ilişkin uygulamalar için yol gösterici strateji ve hedefler üretmek
     
  • Bütünleşik kıyı alanları planları ile ilgili yasal çerçeve nasıldır?

    • 1982 Anayasasının “A. Kıyılardan yararlanma” başlıklı 43. Maddesine göre, “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. 

    • 3621 Sayılı Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği’ne göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; kıyıların korunması ve kamu yararına kullanılmasına ilişkin olarak bu kanun ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde merkezde düzenleyici ve denetleyici tek yetkili kurumdur. 
     
    • 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7.maddesinde tanımlanan görev ve yetki çerçevesinde Bakanlığımıza bütünleşik kıyı alanları yönetimi ve planlaması çalışmaları, kıyı alanlarının düzenlenmesine dair iş ve işlemler ile bu alanlara ilişkin jeolojik ve jeoteknik etütleri yapmak, yaptırmak ve onaylamak, kıyı kenar çizgisini tespit etmek, onaylamak ve tescilini sağlamak görevi verilmiştir.
     
    • Bütünleşik Kıyı Alanları Planı 14.06.2014 tarihli ve 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanmaktadır. Bu Yönetmelik ile Bütünleşik Kıyı Alanları Planı tanımı ve esasları betimlenmiş olup, bu planlar mekânsal planlama kademelenmesinde yer almayan, kıyı ve etkileşim alanına özgü stratejik yaklaşımla hazırlanan ve imar planlarını yönlendiren plan olarak tanımlanmıştır.                                                                                                                                             
  • Mücavir Alan

  • “Mücavir Alan Sınırı” ile “Belediye Sınırı” arasındaki fark nedir?

     "Belediye", Belde halkının ortak yerel gereksinmelerini karşılayan ve belde hizmetlerini gören kamu tüzel kişiliğine sahip yerel yönetim kuruluşudur. “Belediye Sınırı”, bir belediyenin Yasa kurallarına göre belirlenen sınırlarıdır. 

    İl ve ilçe merkezlerinde zorunlu olmak üzere, nüfusu 5000 ve üzerinde olan yerleşim birimlerinde belediye kurulmaktadır. Belediye, mahalli yöneticisi olan idari birimlerdir. Belediyeler, o çevre halkı tarafından seçilen bir belediye Meclisi ile bir Belediye başkanı tarafından yönetilir. Gerek idari, gerekse mali bakımdan bağımsız olan bir teşekküldür. 
     
    Köy, mahalli idare teşkilatının en küçük yerleşim yeri, muhtar ile tüzel kişiliğe sahiptir. Mücavir alan sınırı ise belediye sınırlarının dışında, imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti adına verilmiş olan sınırdır. 
     
    Belediye ya da il, ilçe ve köy sınırları birer idari sınırdırlar. Mücavir alan idari sınır değildir. Örneğin, bir alanda belediye kurulup, belediyenin seçilmiş organlarının iş başına gelmesi bu alan içindeki köylerin idari varlığı ve tüzel kişiliğinin sona ermesine yol açar. Oysa bir köyün mücavir alan sınırlarına alınması, köyün idari ve tüzel kişiliğinin sona ermesi anlamına gelmez.
  • Mücavir alan teklifinde teklif köyün bir kısmını kapsıyorsa köy ihtiyar heyeti kararı alınamaması durumunda mücavir alan teklifi onaylanabilir mi?

    Evet onaylanabilir. Köyün bir bölümü de teklif edilebilir. Köyün muvafakatinin alınması zorunlu değildir. Ancak köyün karar organlarına bilgi verilmesi ve olumsuz da olsa dosyada görüşlerinin bulunması konunun daha sonraki hukuki incelemeleri veya yargılama sürecini olumlu yönde destekleyecektir.

  • Belediyemizin belediye sınırları belirlenmiş, aynı zamanda mücavir alan sınırı belediye sınırı olarak kabul edilmiştir. Mücavir alanı yeniden belirlemeye gerek var mı?

    Belediye sınırları Belediye Yasası gereği farklı bir sürece tabi olup onay ile diğer iş ve işlemler Valilikler ve İçişleri Bakanlığınca yürütülmektedir. Bu konuda Bakanlığımızın herhangi bir görev ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Belediye sınırı tespit edilirken ayrıca mücavir alan sınırı tespit edilmez. Mücavir alan sonraki dönemde belediyenin ihtiyaç duyacağı ilave alanlar için gündeme gelen bir husustur. Dolayısıyla mevcut durumda bir belediyenin 3194 sayılı İmar Kanununa dayalı olarak Bakanlıkça düzenlenen bir mücavir onayı yok ise bu belediyenin sadece belediye sınırları onaylı demektir ve bu sınırlar dahilinde hizmetlerini sürdürecektir. Bakanlık arşivinde belediye sınırları yer almamaktadır. Ancak mücavir onayı yapılır ise dosyasında sınır bilgileri bulunabilir. Özet olarak bir belediye ancak ihtiyaç duyduğunda belediye sınırları dışında olmak koşulu ile mücavir teklifi hazırlamak durumundadır. Belediye kurulduğunda ayrıca mücavir alan kabul edilemez. Belediye sınırları içerisinde mücavir alan yer almaz. Ancak sınırların dışında teklif edilebilecektir.

  • Köyün tamamı veya merası mücavire girerse ne olur? Köy tüzel kişiliği ne olacak?

     Köyün bir bölümünün veya merasının mücavire girmesi köyün tüzel kişilinde bir değişikliğe neden olmaz. Köyün ortak mallarında da bir değişikliğe sebep olmaz. Mücavir alan bir idari düzenleme değil, imar hizmetleri ve denetim açısından belirlenmiş bir yetkilendirme sınırıdır. Harita, planlama ve uygulama faaliyetlerinin daha etkin yürütülmesi adına yapılan bir yetki transferidir. Bu hudut hizmet kapasitesine göre belirlenir ve değişikliğe de uğrayabilir veya Bakanlıkça kaldırılabilir.

  • Belediyelerin mücavir alana altyapı, yol, su hizmetleri götürme mecburiyeti var mı? Hangi hizmetleri götürmeye mecburlar?

     Belediyelerin mücavir alana götürmeleri gereken olmazsa olmaz hizmet imar hizmetleridir. Ancak Belediyeler; mücavir alanlarına, harç ve vergileri alabilmeleri için, Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliği uyarınca yol ve içme suyu götürmekle yükümlüdürler. Bunun dışında Belediyeler ayrıca çöp toplama, ilaçlama, toplu taşıma, altyapı ve koordinasyon konularında da hizmet götürmek üzere meclis kararları alabilirler.

  • Parsel sınırları ile uyuşmayan mücavir alan sınırlarının olması durumunda hangi idare karar alacaktır?

     Mücavir sınırlarının mülkiyet sınırları ile çakışmaması durumunda yapılacak düzenleme, sorunun niteliğine göre farklılık göstermektedir. Şöyle ki; eğer mücavir sınırının üzerinde bir toplu yapı uygulaması veya sanayi alanı gibi geniş ölçekli bir planlama varsa, bu alanın tek yetkili idareyi sağlayacak şekilde yeniden mücavir teklifine konu edilmesi ve mücavir sınırlarının değiştirilmesi gerekmektedir. Ancak yeni teklif hazırlanamaması durumunda, mevcutta hangi yapılar ve alanlar hangi idare sahasında kalıyorsa o idarenin karar organlarınca sonuçlandırılması mevzuat gereğidir. Tek yapının sınırla çelişmesi durumunda ise, o kütlenin yarısından fazlası hangi idarede kalıyor ise o idarece iş ve işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.

  • Mücavir onaylanmış ama yetkiyi Valilik kullanıyor? Bu mümkün mü?

     Onaylı bir mücavir alan var ise; yetki o belediyenin başkan ve meclisince kullanılmak durumundadır. Hukukun gereği; hiçbir idare yasayla kendisine verilmemiş bir yetkiyi veya yetkisi dışında bir alanı düzenleme hakkını kullanamaz. Aynı şekilde bir belediyenin de yetki alanı dışında düzenleme hakkı bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile bir belediye, belediye ve mücavir alan sınırı dışında düzenleme yapamaz.

  • Köy yerleşik alanı tespit edilmiş bir köyün bir kısmı A belediyesinde, kalan kısmı B belediyesi tarafından mücavir alan olarak teklif edilebilir mi? Bir köyün farklı belediyelerin mücavir alanında kalması yetki karmaşasına neden olmaz

    Bir köyün iki farklı belediyeye mücavir alan olarak verilmesinde İmar Kanunu açısından bir sakınca yoktur. İdari sınırlar bozulmadığından yetki karmaşasından söz edilemez. Bilindiği gibi mücavir Alan imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır idari yapıyı değiştirmez.

  • Belediye mücavir alanında kalan bir kısım alan belediye sınırına bitişiktir. Bu alan belediyenin mahallesi olabilir mi?

    Bir alan mücavir alan statüsünü koruduğu müddetçe belediyenin mahallesi olamaz. Çünkü Belediye sınırı idari bir sınırdır mücavir alan sınırı ise yetki sınırıdır. Bu alanın mahalle olabilmesi için belediye sınırına katılması gerekmektedir.

  • Belediyemiz mücavir alanında kalan bir kısım alan belediyemiz sınırına katılmıştır. Ancak daha sonra dava açılarak belediye sınırı iptal edilmiştir. Bu durumda bu alan tekrar mücavir alanımız mıdır?

     Bu alan artık belediyenin mücavir alanı değildir. Çünkü Belediye sınırı idari bir sınır olup, belediye sınırının onaylanması ile birlikte mücavir alan sınırı ortadan kalkmıştır. Mücavir alan işlemini ortadan kaldıran bu düzenlemenin herhangi bir sebeple ortadan kalkması nedeniyle tekrar mücavir alana geri dönülemez.

  • Mücavir alanda yaşayan köylü vatandaş belediye nüfusuna katılır mı? Belediye nüfusuna dahil edilmiyor ise bu alanlara hizmet götürülmesine rağmen İller Bankası katkı payı alınamayacaktır bu konuda görüşünüz nedir?

    5393 sayılı Belediye Kanunu’nda Belediye: “Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi,” olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanununda ise “Mücavir Alan imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır.” tanımı yer almaktadır. Görüldüğü gibi mücavir alan idari sınır değildir. Bu nedenle bu alanda yaşayanlar belde sakini sayılmamakta olup, belediye nüfusuna katılmamaktadır.                                                                                      

    5779 sayılı İl Özel İdarelerine Ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun’da “Genel bütçe vergi gelirlerinden belediye ve il özel idarelerine ayrılan payların dağıtımına esas belediye ve il nüfusları, her yılın ocak ayından geçerli olmak üzere İçişleri Bakanlığı tarafından, Türkiye İstatistik Kurumundan alınmak suretiyle, İller Bankası ve Maliye Bakanlığına bildirilir.” hükmü yer almaktadır. Bu çerçevede belediyelere ayrılan payların dağıtımında belediyenin nüfusu esas alınmaktadır.

  • Daha önce onaylı Çevre Düzeni Planında bulunan belediye mücavir saha sınırları geçerli midir?

    İl çevre düzeni planlarında yer alan mücavir alan sınırları bilgi amaçlı işlenmiş olup, bilgi amaçlıdır. Ancak bazı il çevre düzeni planlarında plan kararlarının daha iyi uygulanabilmesi için Bakanlığımızca 3194 sayılı İmar Kanunun 45. maddesi uyarınca resen mücavir alan verilmiş olup, bu alan 9. Madde uyarınca onaylanan paftalar üzerinde ayrıca İmar Kanunun 45. maddesi uyarınca da onaylanmıştır.

  • Geçmişte, Çevre Düzeni Planı ile birlikte onaylanan mücavir alan teklifleri, çevre düzeni planının mahkemelerce iptal edilmesi veya söz konusu çevre düzeni planının değiştirilmesi, yürürlükten kalkmasıyla iptal edilmiş mi sayılır?

    İl çevre düzeni planlarında plan kararlarının daha iyi uygulanabilmesi için Bakanlığımızca 3194 sayılı İmar Kanunun 45. maddesi uyarınca çevre düzeni planı ile onaylanan mücavir alanlar her ne kadar birlikte onaylanmış görülse bile aslında iki ayrı onamadır. Bu nedenle paftalara iki ayrı onama kaşesi basılmıştır. Yani patalar üzerinde hem İmar Kanunun 9. Maddesi hem de 45. maddesi uyarınca onaylandığına ilişkin kaşe bulunmaktadır. Bu çerçevede planların iptal edilmesi veya ortadan kalkması veya değiştirilmesi mücavir alanın ortadan kalktığı anlamına gelmez. Mücavir alanın ortadan kalması için ayrı bir onama yapılması gerekmektedir.

  • Mücavir alan içerisinde daha sonraki yıllarda yeni belediyeler kurulmuş olduğundan, bunlara bağlı olarak mücavir alan sınırı değiştirilecek mi?

    Mücavir alan; imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş alanlardır. Mücavir alan sınırları idari sınırlar olmayıp, iktisadi, sosyal ve kentsel gelişmeleri mekânsal olarak planlı bir şekilde yönetmek ve denetlemek amacıyla imar bakımından belediyelerin yetkisine verilen yerler olduğu dikkate alınmalıdır. Bu nedenle bir belediyenin mücavir alanında bulunan alanların bir kısmı veya tamamının belediye olması durumunda, belediye sınırına dahil edilen yerlerdeki belediyenin mücavir alan sınırı herhangi yeni bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkar. Ancak belediye sınırı dışında kalan alanlar mücavir statüsünü korumaya devam eder ve yeni bir onaylama yapılıncaya kadar bağlı bulunduğu belediyenin mücavir alanı olur.

  • Tüzel kişiliği kalkan belediyelerin mücavir alanların durumu nedir?

     6360 sayılı uyarınca, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından tespit edilen 2011 yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayım sonuçlarına göre nüfusu 2.000’in altında kalıp da 30 Mart 2014 tarihindeki mahalli idareler genel seçiminden geçerli olmak üzere tüzel kişilikleri kaldırılarak köye dönüştürülen belediyelerin varsa mücavir alan sınırları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkar. Kanun’un Geçici 2’nci Maddesi’nin 5’inci fıkrası uyarınca köye dönüştürülen belediyelerden tüzel kişiliği sona ermeyen belediyeye mahalle olarak katılan belediyelerin varsa mücavir alanları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın katıldıkları belediyenin mücavir alanı sayılır. Ancak köye dönüştürülen belediyelerden başka il ya da ilçe mülki sınırındaki bir belediyeye katılım olması durumunda belediye sınırı ile birlikte mülki sınır değişmiş ise, bir belediyenin başka bir il ve/veya ilçe sınırında mücaviri olamayacağından, başka bir il ve/veya ilçe sınırında kalan mücavir alan sınırları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkar. 

  • Köy yerleşik alanı ve civarı belirlenirken 5403 sayılı Kanun kapsamında görüş alınacak mıdır?

    3194 sayılı İmar Kanunu’nun 27. Maddesinin 3 ve 4üncü fıkralarında “Köy yerleşik alan sınırı içerisinde, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri uygulanmaz.Köy yerleşik alan sınırlarının parselleri bölmesi durumunda yerleşik alan sınırı 5403 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmaksızın ifraz hattı olarak kabul edilir.”  İfadeleri yer aldığından Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından görüş alınmasına gerek bulunmadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca “Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarının tespiti, valiliklerce birisi harita mühendisi olmak üzere en az üç kişilik bir komisyon tarafından yapıldığı için komisyonun çeşitli verileri dikkate aldığı düşünülmektedir.

  • Daha önce tespit edilen köy yerleşik alan sınırının yeniden tespit edilebilir mi? Köy yerleşik alanının yeniden tespiti yapılacaksa, yapılacak iş ve işlemler nelerdir.

    3194 sayılı İmar Kanununun 27nci Maddesine göre köy yerleşik alan ve civarı lüzum görülmesi durumunda tekrar tespit edilebilir. Bu tespitler yapılırken Yönetmelikte yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğin 43üncü Maddesine göre tespit yapılacaktır. Ancak normlar hiyerarşisine göre maddenin son fıkrasının uygulanması mümkün olamayacaktır.

  • 6360 sayılı Kanun kapsamında kapanarak köy tüzel kişiliğine belediyelerin köylerde uygulama imar planı sınırı dışında ancak meskun mahal sınırlarında kalan taşınmazların köy yerleşik alan ve civarının tespitinde nasıl bir yol uyg

    İmar Planı olan köylerde imar planına göre uygulama yapılması, İmar Planı sınırı dışında kalan meskûn alanlarda mümkünse imar planı yapılarak bu alanların planlı olarak gelişmesine olanak sağlanması esastır. Ancak kısa vadede imar planı yapılamıyorsa bu alanlarda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 27nci Maddesi ve Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 43üncü Maddesi uyarınca imar planı sınırları haricinde Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarının tespiti yapılabilir. İmar planı sınırları içerisinde imar planı kararları, plan hükümleri ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği, plan dışında tespit edilen alanlarda ise Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği hükümlerine göre uygulama yapılacaktır.            

    Köye dönüşmeden önce belediye yetkisi altında kalan alanlarda, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’nin Tanımlar Bölümünün 4. Maddesinin Birinci Fıkrası Birinci Bendine göre “Yerleşik alan” tespiti yapılmış ise bu yerlerde mevcut yerleşik alan dikkate alınarak Yönetmeliğin 43üncü Maddesi uyarınca imar planı sınırları haricinde Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarının tespiti veya genişletilmesi yapılabilir.                                    

    İmar Planı bulunmayan ve “Yerleşik Alan” tespiti yapılmamış olan yerlerde Yönetmeliğin 43üncü Maddesi uyarınca Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarının tespiti yapılması mümkündür. 

  • İmar Uygulaması

  • İmar kanununun 18. Maddesine göre belediyelerce yapılan (parselasyon planı) imar uygulamaları sonucunda bu durumdan etkilenen veya hukuksuzluk olduğunu düşünen kişi veya kişilerce Bakanlığımıza müracaat edilerek konunun incelenmesi

    Belediye hudutları dahilinde, 3194 sayılı imar kanu- nunun 18. Maddesinde göre imar uygulamasını resen  yapmaya, yaptırmaya belediyelerin yetkili olduğu hükmü bulunmaktadır.

    Bu hususta istek ve şikayette bulunan kişi veya kişilerin  öncelikle ilgili belediyeye müracaat ederek sorunun çözümlenmesini istemesi, eğer, süresi içinde sonuç alınamıyorsa hukuksal yollara başvurulması esastır.     

    Ayrıca belediyelerin yaptıkları iş ve işlemler ile ilgili inceleme denetleme yetkisi İçişleri Bakanlığındadır.

  • Düzenleme ortaklı payı nedir ve nerelerde kullanılır?

    Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında bedelsiz kesilen paya "düzenleme ortaklık payı" denir.

    Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez (düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz).

    Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu ile  tamamlanır.

  • Düzenleme Sahası Belirleme

  • İmar uygulamalarında düzenleme yapılacak sahanın seçilirken nelere dikkat edilmesi gerekir.

    3194 sayılı imar kanunun 18. Maddesine göre yapılan uygulamalarda, imar planında etap etap düzenleme sahası belirlenebilir belirleme sırasında;

    Belirlenen düzenleme sahası bir müstakil imar adasından daha küçük olamaz. Ancak, imar adasının büyük bir kısmının imar mevzuatına uygun bir şekilde teşekkül etmiş olması nedeniyle, yeniden düzenlemesine ihtiyaç bulunmaması ve diğer kısmında birkaç taşınmaz malın tevhid ve ifraz yoluyla imar plânı ve imar mevzuatına uygun imar parsellerinin elde edilmesinin mümkün olduğu hallerde, adanın geri kalan kadastro parselleri müstakil bir imar düzenlenmesine konu teşkil edebilir.

    Düzenleme sınırı;

    a) iskân sahasının bittiği yerlerde iskân sınırlarından,

    b) iskân sahası içindeki yollarda yol ekseninden,

    c) cami ve karakol yerlerinin dış sınırından, yeşil alan ve genel otopark alanlarının düzenleme ortaklık payı oranı ve uygulamaya alınan parsel sınırına göre uygun görülecek yerinden geçirilir.

    Ancak, imar plânlarında gösterilmiş düzenleme sınırları varsa bu durum dikkate alınır.

    Düzenleme sınırının herhangi bir parseli iki veya daha fazla parçaya bölmesi halinde; sınır, bu parçalardan düzenleme sahası dışında kalan başka bir imar adasına girmeyenleri varsa bunları da içine alacak şekilde geçirilir. Parsel büyük ise, ifraz yapılarak ifraz sınırından geçilir

  • Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Ve Onay İşlemleri

  • Onaylanmış kıyı kenar çizgilerine itirazlar ne şekilde yapılmaktadır?

    Kıyı kenar çizgisine, ilan süresi içinde veya dışında kamu kurum ve kuruluşları ve ilgilileri itiraz edebilir. İtirazlar valiliğine yapılır. İtirazlar, kıyı kenar çizgisi tespit komisyonunca onbeş gün içinde incelenir. İnceleme sonuçlarını ve gerekçeli görüşlerini içeren komisyon raporu değerlendirilmek üzere bakanlığa gönderilir. Bakanlık itirazı, komisyon raporunu da dikkate alarak inceleyip karara bağlar.

  • Onaylı kıyı kenar çizgileri değiştirilebilir mi?

     3621 sayılı kıyı kanununun uygulanmasına dair yönetmelikte onaylı kıyı kenar çizgisinin değiştirilebileceği hallere açıklık getirilmiştir. Bu kapsamda söz konusu yönetmeliğin 9. Maddesinde yer alan “onaylı kıyı kenar çizgileri;

    A) kıyı kenar çizgisinin suya düşmesi,
    B) mükerrer kıyı kenar çizgisinin bulunması,
    C) kıyı kenar çizgilerinin kenarlaşmaması,
    Ç)yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi,
    D)daha evvel kıyı özelliği göstermediği halde, malzeme alımı sonucunda oluşan su alanları nedeniyle, bu alanları kıyıda bırakacak şekilde tespit edilen kıyı kenar çizgileri, bu su alanlarının deniz, göl veya akarsu ile doğrudan bağlantılı olmadığının kıyı kenar çizgisi tespit komisyonunca belirlenmesi,
    Halleri dışında değiştirilemez.” Hükmü doğrultusunda yapılan değişiklik talepleri  Bakanlığımızca da uygun bulunması durumunda değiştirilebilmektedir. Ancak, yönetmelikte de açıkça belirtildiği üzere bu haller dışında kıyı kenar çizgileri değiştirilemez.
  • Kıyıda Planlama

  • Kıyı Mevzuatı ve Uygulamaları

    a) Anayasa’nın 43. maddesi

    b) 3621 sayılı Kıyı Kanunu

    c) Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik

    d) 06.07.2011 gün ve 27986 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kıyı Yapı ve Tesislerinde Planlama ve Uygulama Sürecine İlişkin Tebliğ.

  • Kıyı alanları ile ilgili kullanım esasları nelerdir?

    Kıyı, Anayasa’nın 43. Maddesi uyarınca, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olan ve kamu yararına kullanılması zorunlu olan bir alandır. Bu Anayasal ilke çerçevesinde kıyıların kullanımında kamu yararı, gerek mülkiyet biçimi gerekse yapılanma ile ilgili kısıtlamalarla sağlanmaktadır. Daha farklı bir deyişle, kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altında olan, mülkiyete yani tapuda tescile konu olmayan bir konumdadır. Kıyılardaki yapılanma hakları ise son derece kısıtlıdır.

  • Kıyı ve dolgu alanlarında planlama ve yapılanmada önkoşullar nelerdir?

    Kıyı alanları ve bu alanların doğal yapısını değiştiren bir eylem olan dolgu alanlarına dair işlem yapılmadan önce, hatırlanması gereken en önemli ilkeler, koruma, güncel anlatımıyla sürdürülebilir kalkınma ve kamu yararıdır.

    Anayasa’nın 43. Maddesinde kıyılar ve onların devamı niteliğindeki sahil şeritleri kullanımını öngörürken bu kullanımın koruma ve kamu yararı çerçevesinde sağlanması zorunluluğunu da hükme bağlamaktadır.

    Özet olarak değinmek gerekirse kıyı ve dolgu alanları, koruma-kullanma dengesi sağlanmak kaydıyla, kamu yararına kullanımı gereken, özel nitelikli alanlardır.
  • Kıyıda planların hazırlanması ve onayında neler dikkate alınmalıdır?

    Yapılmak istenen dolgunun ve tesislerin Kıyı Kanunu ve Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığı irdelenmelidir.

    Hangi amaçla ve nerede yapılacak olursa olsun bir dolgu planı teklifinin onaylı kıyı kenar çizgisini içeren, gerekiyorsa güncelleştirilmiş onaylı hali hazır harita üzerine hazırlanması zorunludur.

    Herhangi bir ölçekte planı olan bir alanda yapılacak dolgu planının bu planla irtibatlandırılması gereklidir.

    Dolgunun ve üzerindeki tesislerin onaylı planla uyumlu olması öncelikli bir koşuldur. Yapılacak kıyı tesisi için gerekli geri kullanım alanı, ulaşım bağlantısı vb. konularda öncelikle ilgili valilik veya belediyece işlem yapılmalıdır.

    İlgili idare ayrıca koruma ilkelerine uymak, ilgili tüm mevzuatı irdelemek ve tesisin gerekliliğini araştırmakla yükümlüdür. Gerekli incelemelerin yapılması ve tesisin yapımında sakınca bulunmadığının tespiti durumunda plan onayı ve yapılanma gündeme gelebilir.

    Herhangi bir nedenle korumaya alınmış alanlarda (doğal sit, sulak alan vb.); bu alanın koruma ilkeleri ile bağdaşmayan türde yapılanmalara izin verilmek üzere imar planı yapımı da söz konusu değildir.

  • Hangi durumlarda dolgu/kurutma yapılabilir?

    Dolgu, arazi kazanma amacıyla, her zaman her yerde, her koşulda gündeme gelen bir eylem değildir. Dolgu ve kurutma işlemi, sadece kamu yararına gündeme gelebilen bir yapılanmadır. Bu koşulun yanı sıra dolgu ve kurutma yapılabilmesi için bir gerekliliğin veya bir zorunluluğun ortaya çıkması koşulu aranır.

    Dolgu/kurutma yapılabilmesi, söz konusu kullanım için daha uygun bir seçenek bulunamamış olması zorunludur. Bazı durumlarda ise dolgu yapımı olanaksızdır. Örneğin, içme ve kullanma suyu kaynakları dolguya konu olamaz. Sulak alan olarak belirlenen ve mevzuatta veya uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınan yerlerde dolgu ve kurutma yapılamaz.
     
    Dolgu ve kurutma; deniz, doğal ve yapay göl, akarsularda sadece yukarıda sıralanan şartların sağlanması koşuluyla ve imar planı kararı ile yapılabilir.
  • Hangi amaçlarla dolgu ve kurutma yapılamaz?

    Daha önce de değinildiği gibi, dolgu kamu yararına gündeme gelen bir işlemdir. Dolgu, arazi kazanarak yerleşim alanı oluşturmak, sürekli depolama ve sanayi faaliyeti veya turizm tesislerini genişletmek gibi amaçlarla yapılamaz. Bu nedenle dolgu planlarının incelenmesinde, valiliklerce hazırlanan gerekçe raporu son derece önemli bir belgedir. Diğer taraftan Bakanlık, kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olmayan ve yapımı tamamlanmış dolgu alanlarını yasallaştırma amacıyla dolgu planı onaylamayı benimsememektedir. Bu nedenle yasal dayanağı olmayan dolgu alanları ile ilgili tekliflerin Bakanlığa iletilmemesi, haklarında gerekli yasal işlemlerin yapılması zorunludur.

  • Kıyı ve dolgu alanlarında ne tür yapılar yapılır?

    Kıyıda, gerek herhangi bir dolgu gerekse imar planı yapılmaksızın bazı düzenlemeler söz konusudur. Kıyının kamu yararına kullanımı amacıyla yapılabilen bu tür yapılar, duş gölgelik, soyunma kabini 6 m2’den daha büyük olmayan ve en az 150 metre ara ile yapılabilen büfelerdir.

    Bunun dışında, kıyı alanlarındaki yapılacak her türlü düzenleme ve yapı imar planı yapımını gerektirir. Bu kapsamda kıyı ve dolgu alanlarında yapılacak yapı türleri ikiye ayrılır:
     
    Birinci olarak; kıyının kamu yararına kullanımına ve kıyıyı korumak amacıyla yapılabilecek altyapı tesisleri veya bu amaçla yapı yapılabilmek için gerekli dolgu alanları ve üzerindeki tesisler sayılabilir.
     
     
    Daha açık bir anlatımla, iskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, kayıkhane, tuzla, dalyan, fener, köprü, menfez, istinat duvarı, tasfiye ve pompaj istasyonu gibi kullanım amaçlı dolgular bu kapsamda sayılmaktadır.
     
    Görüldüğü gibi bunların bir bölümü üzerinde herhangi bir yapılanmanın söz konusu olmadığı kullanımlardır. (Köprü, menfez, istinat duvarı, iskele dalgakıran gibi). Bir bölümü ise, kamu yararına kullanılabilmesi amacıyla üzerinde ayrıca yapılanmaya gidilmesi gereken türde dolgulardır (liman, kayıkhane, barınak, fener, pompaj istasyonu gibi). Kanunun ve yönetmeliğin ilgili maddelerine göre dolgu alanlarında, kıyıda yapılabilecek yapılarla birlikte yol, meydan, açık otopark, park, yeşil alan, fuar, çocuk bahçesi, deniz, hava ve kara ulaşımına dönük tesisler de yapılabilmektedir. Dolayısıyla bu alanların ve gerekli ise dolguların planlamasında zorunlu ve asgari üst yapının düşünülmesi gerekmektedir.
    İkincisi; faaliyetinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılması mümkün olmayan yapı ve tesislerdir. Bunları da; tersane, gemi söküm yeri, su ürünleri üretim ve yetiştirme tesisleri olarak saymak mümkündür.
  • Dolgu ve kurutma suretiyle kazanılan alanlarla ilgili imar planları nasıl hazırlanır ve onaylanır?

    3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 7. Maddesi ile, Kanuna ilişkin Uygulama Yönetmeliğinin 14. Ve 15. Maddelerinde hangi hallerde doldurma ve kurutma yoluyla arazi kazanılabileceği ve bu alanlardaki yapılanma esaslarının neler olduğu ayrıntılı biçimde açıklanmış olup, buna ilave olarak, Bakanlığımızca kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında gerçekleştirilecek kıyı yapılarını içeren 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ile kentsel kullanım amaçlı dolgu düzenlemelerine ait 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına ilişkin işlemler 6 Temmuz 2011 tarih ve 27986 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Kıyı Yapı ve Tesislerinde Planlama ve Uygulama Sürecine ilişkin Tebliğe göre yürütülür.

  • Dolgu planlarının hazırlanmasında nelere dikkat edilmelidir?

    Dolgu planlarının hazırlanmasında öncelikle yapılmak istenen dolgunun ve tesislerin Kıyı Kanunu ve Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

    İkinci olarak, hangi amaçla ve nerede yapılacak olursa olsun bir dolgu planı teklifinin onaylı kıyı kenar çizgisini içeren, gerekiyorsa güncelleştirilmiş onaylı halihazır harita üzerine hazırlanması zorunludur.
     
    Herhangi bir ölçekte planı olan bir alanda yapılacak dolgu planının bu planla irtibatlandırılması gereklidir. Dolgunun ve üzerindeki tesislerin onaylı planla uyumlu olması öncelikli bir koşuldur. Yapılacak kıyı tesisi için gerekli geri kullanım alanı, ulaşım bağlantısı vb. Konularda öncelikle ilgili valilik veya belediyesince işlem yapılmalıdır.
     
    Bakanlıkça, prensip görüşünün oluşturulabilmesi için bu incelemenin titizlikle yapılması gereklidir.
  • Özelliği olan kıyı yapılarında Kanunun hangi hükümler geçerlidir?

    Kıyı Kanunu ve ilgili Yönetmeliğinde doldurma ve kurutma yolu ile kazanılan alanlarda emsal, aynı amaçla ayrılan alanın % 3’ünü, yüksekliği 5.50 metreyi aşmadan lokanta, gazino, çay bahçesi, sergi üniteleri ve idare binaları yapılabileceği açıklanmıştır.

    Sahil şeritlerinin birinci bölümünün tümüyle yeşil alan, çocuk bahçesi, gezinti alanları, dinlenme ve rekreatif alanlar ile yaya yolları olarak planlanacağı, bu alanlarda hiçbir yapı yapılamayacağı, ikinci bölümünde ise emsal 0.20’yi, bir (1) katı, H=4.50 metreyi, asma katlı yapılması halinde H=5.50 metreye geçmemek üzere, günübirlik turizm yapı ve tesisleri yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
     
    Ancak, özelliği olan kıyı yapısı (liman, kruvaziyer liman, yat limanı, tersane vb.) yapılacağı zaman, gerek arazinin coğrafi durumu ve topoğrafik yapısı, gerekse sahil şeridi gerisindeki yerleşme dokusunun elverişsizliği nedeniyle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile diğer ilgili bakanlık ve kuruluşların uygun görüşü alındıktan sonra uygulama imar planı kararı ile sahil şeridi de kullanılır. İster sadece dolgu alanı kullanılsın ister dolgu alanının yanı sıra sahil şeridi de kullanılsın, özelliği olan kıyı yapılarında emsal hesabı, yani zorunlu alt ve üst yapı tesislerinin inşaat alanı hesabı, kara alanı üzerinden yapılmaktadır.
  • Kıyı ve dolgu alanlarında ruhsat işlemleri nasıl yapılır?

    Kıyıda ve dolgu/kurutma suretiyle kazanılan alanlarda yapı ruhsatı, ilgili belediye veya valilikçe düzenlenir. Ruhsat düzenlenebilmesi için mülkiyetin belgelenmesi gerektiğinden, Maliye Bakanlığından gerekli iznin alınması zorunludur. Bu alanlarda ruhsata esas mülkiyet belgesi yani tapu yerine geçecek belge, kira, irtifak hakkı tersi veya tahsis belgesidir. 

    Yasal süreç özetle açıklandığı gibi olmakla birlikte, gerek kaçak yani uygulama imar planı onaylı olmadan yapımı tamamlanmış dolgu alanlarının kira ve tahsis işlemlerinin yapıldığı, gerekse kıyı alanlarında Bakanlığımızın bilgisi haricinde kiralama ve tahsis yoluna gidildiği gözlenmektedir. Bu uygulama, Bakanlığımızın kıyı ve dolgu alanlarının takibi ve yasal olarak gerçekleştirilmesi gereken işlemlerinde önemli sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

    Kıyı ve dolgu alanlarının Kıyı Yasası ve Yönetmeliklerine uygun olmayan bir sürece dayalı olarak yapılanma iznine tabi tutulması nedeniyle geriye dönmesi olanaksız sorunlar yaşanmaması ve İmar Yasasının ve Mevzuatının planlama sürecinin yapılanmadan önce tamamlanmasına dair genel ve en temel prensibine aykırı düşülmemesi için, dolgu alanlarının kiralanmasından önce uygulama imar planının onayının aranması zorunludur.

     

  • Kıyı içeren alanlarda denetim yetkisi kime aittir?

    Kıyılarda doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan alanlarda ve sahil şeritlerindeki tüm uygulamalar, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, bu sınırlar dışında valiliklerin denetimi altındadır. İlgili idareler bu alanları sürekli kontrol altında tutmak ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler.

    Ancak, Bakanlığımıza iletilen çok sayıda yazıda, ilgili idarelerin gerek ekipman gerekse yeterli bilgi düzeyinde eleman eksikliği nedeniyle kıyı içeren alanlarda sürekli denetim yapamadığı, aykırı uygulamalara zamanında müdahale edilememesi nedeniyle de sorunun daha da karmaşık hale geldiği belirtilerek, yapılacak işlemler hakkında Bakanlığımızdan görüş istenmektedir.
     
    İmar Kanununun yürürlüğe girdiği 9 Kasım 1985 yılından bu yana Bakanlığımız görev alanlarında kalan hususlarda birinci derecede müdahale yetkisine sahip değildir. Ancak, yapılması gereken işlemlere dair görüş verir, aykırı uygulamaların sürdüğünün tespiti halinde belediyelerin yetki alanları ile ilgili hususlarda İçişleri Bakanlığına konu aktarılır. Ancak, idarenin sürekliliği esas alınarak aynı bölgede görev yapan idareler zorunlu hallerde birbirlerine eleman ve ekipman açısından destek olmakla yükümlü olup; il sınırları içerisindeki en büyük mülki amir sıfatıyla valiler bu gibi durumlarda gerekli koordinasyonu ve desteği sağlamak yetkisine sahiptirler.
  • Kıyı içeren alanlarda hangi faaliyetlere cezai yaptırım uygulanır?
    1. Duvar, çift, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engel oluşturmak,
    2. İzinsiz veya izin şartlarına aykırı olarak kum, çakıl, vs. almak,
    3. Moloz, toprak, cüruf, çöp gibi atık ve artık dökmek,
    4. Kıyıyı değişterecek boyutta kazı yapmak, kum, çakıl, vs. almak,
    5. Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapmak, Kanuna aykırı olarak doldurma ve kurutma yolu ile arazi kazanmak.
     
    Yukarıda belirtilen uygulamalara ilişkin ceza işlemleri 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 15. Maddesinde belirtilen hükümler doğrultusunda uygulanacaktır.
  • Plan Tadilatına Esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporları

  • Yoğunluk ve Kat Yüksekliği Artırımı İçin Plan Tadilatına Esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporlarının Hazırlanmasına İlişkin izlenecek yol nedir?

    Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19.08.2008 gün ve 10337 sayılı genelgesinini yürürlük tarihinden önce onaylanan plana esas jeolojik-jeoteknik etüt raporlarında kütle hareketleri nedeniyle önlemli alan olarak belirlenen yerlerde yoğunluk ve kat yüksekliği arttırımına yönelik plan tadilatına esas jeolojik-jeoteknik etüt raporu gerekli olup,  bunun dışındaki durumlarda ise, plan veya rapor onay yetkisine sahip ilgili idarenin gerekçeli talebi (afet tehlikelerini ortaya koymak için ayrıntılı veri ve değerlendirme içermemesi halinde) olması halinde yoğunluk ve kat yüksekliği artışına yönelik plan tadilatına esas jeolojik-jeoteknik etüt raporu istenecektir.

  • Mevzuat

  • İl Müdürlükleri 2013/17 Genelgesine göre inceledikleri planları ve raporlarını Bakanlığa gönderecekler mi?

    2013/17 Genelgesine göre Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri tarafından usul, şekil ve üst ölçekli planlar ile Bakanlıkça yayımlanan Yönetmeliklere uygunluk yönünden incelenen planlardan aykırılık taşıyanlara ilişkin hazırlanan raporların bir nüshasının gerekli düzeltmeler yapılması amacıyla planı onaylayan idareye, bir nüshasının bilgi için Bakanlığımıza (Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü) gönderilmesi, bir nüshasının da muhafaza edilmek üzere dosyasına konulması gerekirken, aykırılık tespit edilmeyen planlar ile ilgili olarak bu hususun Bakanlığımıza bildirilmesine gerek bulunmamaktadır. Kesinleşen planların sayısal kopyaları İl Müdürlükleri aracılığı ile Bakanlığımıza (Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü) iletilir.

     

  • Belediyenin onayladığı imar planına itiraz etmek istiyorum. Ne yapmam gerekli?

    3194 sayılı İmar Kanununun 8 inci maddesi ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 33 üncü maddesine göre imar planları ilgili idarece onaylandıktan sonra belirlenen ilan yerlerinde ve idarenin internet sitesinde bir ay süreyle ilan edilir. Bu süre içinde planlara itiraz edilebilir. İtiraz planı onaylayan idareye yapılır ve aynı idarece sonuçlandırılır.

  • Lisanslı ve lisansız yenilenebilir enerji kaynaklarının üretilmesine ilişkin taleplerde imar planı aranacak mıdır? Bu tür tesislere ilişkin imar planı yapılması aşamasında hangi hususlara dikkat edilecektir?

     Bilindiği üzere;  3194 sayılı İmar Kanununun 3. Maddesinde, herhangi bir sahanın her ölçekteki plan esaslarına ve bulunduğu bölgenin şartlarına, yönetmeliklerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı, 20. maddesi ile yapıların imar planı ve ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılabileceği, 4. maddesinde de diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde bu Kanunun özel Kanunlara aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı açıklanmıştır. Bu nedenle, özel kanunlarda hüküm bulunmaması halinde, yenilenebilir elektrik enerjisi üretim tesisinin (santral) üst ölçekli mekânsal planlara ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği ile diğer ilgili mevzuata uygun olarak imar planlarının yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.

     Bu kapsamda, yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimine yönelik tesislerin, imar planında başka bir amaca ayrılmış olan alanlar üzerinde yapılması mümkün olmayıp, bu tür tesislerin yapılacağı alanın mekânsal plan kararlarına uygun olması gerekmektedir. İmar Mevzuatında güneş enerjisi veya rüzgar enerjisi gibi elektrik üretim santralleri’ne yönelik özel kurallar getirilmemiş olmakla birlikte, çevre mevzuatı ve diğer ilgili mevzuatta öngörülen kurallar dikkate alınmak suretiyle bu tür tesislerin; işlevleri, yer seçimi, büyüklüğü, kapasitesi, koruma bandı ve güvenlik tedbirleri gibi planlamaya esas olabilecek bilgi ve belgelerin bir bütün olarak değerlendirilerek  ilgili mevzuatlara uygun olarak imar planları hazırlanmalı ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 19,23 ve 24 maddelerinde belirtilen konularda ilgili kurumlardan  gerekli verilerin alınması gerekmektedir.
     
    Ayrıca, bu tür tesislere ilişkin imar planı hazırlanmadan önce, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına ilişkin Kanun, Elektrik Enerjisi Üretimine Yönelik Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanlarının Belirlenmesi, Derecelendirilmesi, Korunması ve Kullanılmasına İlişkin Usul Ve Esaslara Dair Yönetmelik, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ve diğer ilgili mevzuat kapsamında Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığından görüş alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Sağlık koruma bandı konusunda İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik kapsamında ilgili kurum görüşü doğrultusunda uygulama yapılmalıdır.
     
    Bunun dışında, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin eki, Ortak Gösterimlere ilişkin Ek 1a da “enerji üretim alanı” gösterimi ile Uygulama İmar Planı gösterimlerine ilişkin Ek-1d de “yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisi” gösterimi yer almaktadır.
  • Kamu kurum ve kuruluşlarına ait alanlarda yapılacak tesisler için imar planı zorunluluğu var mıdır?

    3194 sayılı İmar Kanununun 3. maddesi gereği, herhangi bir sahanın her ölçekteki plan esaslarına uygun olarak yapılması gerekmektedir. Ayrıca, Kanunun 26. maddesi ile Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 59. maddesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak veya yaptırılacak yapılarda imar planı şartı aranmaktadır. Bu kapsamda kamu kurum ve kuruluşlarına ait alanlarda yapılacak tesislere ilişkin çevre düzeni planına belirlenen kullanım kararına uygun olması kaydıyla 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının hazırlanması gerekir.  

  • İmar planlarında yapılaşma koşullarının, çekme mesafelerinin (0-5m), TAKS değerinin (0.5-1.00) gibi aralık değeri olarak belirlenmesi mümkün müdür?

    3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesi ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinde nazım ve uygulama imar planı tanımlanmıştır. Bu kapsamda imar planlarında, yapılaşma koşullarının (TAKS, KAKS, çekme mesafeleri, yapı yüksekliği vb.) net olarak belirlenmesi gerekmektedir.

  • İmar Kanununun 8/i maddesi ile Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 16. ve 71. maddelerine göre imar planlarında yapılacak değişikliklerde ilk müellifin görüşünün alınması gerekir mi?

    3194 sayılı İmar Kanununun 8/i maddesinde “….. teknik ve idari düzenlemeleri içeren bu Kanun kapsamındaki planların değişiklik ve revizyonlarında ilk müellifin görüşü veya izni aranmaz.” hükmü bulunmaktadır.

    Bu çerçevede yerleşme yerlerine ilişkin her türlü plan, proje, harita gibi teknik düzenlemelerin 3194 sayılı İmar Kanununa uygun olarak yapılması gerektiğinden ve söz konusu maddenin spesifik ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan sonra yürürlüğe girmesi nedeniyle, imar planlarında yapılacak değişikliklerde bu madde gereğince ilk müellifin görüş ve izninin alınmasına gerek bulunmamaktadır.

  • İhale Sonucunu Nasıl Öğrenebiliriz?

    İhale sonucu, ihaleye katılan isteklilere "Kesinleşen İhale Kararı" formu ile bildirilir. Şifahi bilgi ancak söz konusu formun isteklilere gönderildiği tarihten itibaren verilebilir.

  • İhale İşleri

  • Geçici Teminat Mektubunu Nasıl Alabiliriz?

     Firma yetkilisi yada firma yetkilisi tarafından görevlendirilen kişilere elden verilmektedir.

  • Geçici Teminat Mektubunu Ne Zaman Alabiliriz?

    İhale komisyon kararı sonucunda 1. ve 2. olarak belirlenen firmaların geçici teminatları sözleşme imzalandığında, diğer isteklilerin teminatları ise komisyon kararı sonrası verilmektedir.

  • Firma Temsilcisinin İhaleye Katılması Zorunlu mudur?

    İhale oturumlarına firma temsilcilerinin katılması zorunlu değildir.

  • İhale Dökümanı Almazsak Ne Olur?

    İhaleye katılmak isteyen gerçek veya tüzel kişilerin ihale dökümanı alması zorunlu değildir. Ancak ihaleye katılım için bir ücret belirlenmişse o ücreti yatırmak zorundadırlar. İhale dökümanı ihale şartları ve kuralları ile ilgili bilgi verdiğinden, ihaleye teklif sunan tüm isteklilerin döküman alsada almasada ihale şartlarını okuyup kabul ettiği varsayılır.

  • İhale Sonucunu Nasıl Öğrenebiliriz?

    İhale sonucu, ihaleye katılan isteklilere "Kesinleşen İhale Kararı" formu ile bildirilir. Şifahi bilgi ancak söz konusu formun isteklilere gönderildiği tarihten itibaren verilebilir.

  • Alo 181 Çağrı Merkezine Sıkça Sorulan Sorular

  • Kıyı ve dolgu alanlarında kum çıkaran kişiler mevcut. Bunların şikâyetini nereye yapabiliriz?

    17.04.1990 tarih ve 20495 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanunun 6. Maddesinde; “Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.

    Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez.

    Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez.

    13. Maddesinde  “Bu Kanun kapsamında kalan alanlardaki uygulamaların kontrolü; belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye, dışında ise valilikçe yürütülür. İlgili bakanlıkların teftiş ve kontrol yetkileri saklıdır.” ve 15. İlgili kanunlarda belirtilen makamların yetkileri saklı kalmak üzere, bu maddede belirtilen idarî yaptırımlara karar vermeye mahalli mülki amir yetkilidir.” hükümleri yer almaktadır.

    Ayrıca, 03.08.1990 tarih ve 20594 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 5. maddesinde; (Değişik: RG- 13/10/1992-21374) Kıyılardan kum, çakıl, vesaire alınamaz veya çekilemez. Kıyılarda kıyıyı değiştirecek boyutta ve kıyının doğal yapısını bozacak nitelikte kazı yapılamaz. ……..hükmü yer almaktadır.

    Yukarıdaki açıklamalar kapsamında, kıyılarda ve doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan alanlardan kum çekilmesine dair şikayetlerde ilgili Valiliğe (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) başvurulması gerekmektedir.

     

  • Kıyı kenar çizgisi değiştirilebilir mi? Belirlenmesinde hangi hususlara dikkat edilmektedir?

    Onaylı kıyı kenar çizgisinin hangi haller dışında değiştirilebileceği 3621 Sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte “MADDE 9.(Ek fıkra:RG-2/4/2013-28606) Onaylı kıyı kenar çizgileri; a) Kıyı kenar çizgisinin suya düşmesi, b) Mükerrer kıyı kenar çizgisinin bulunması, c) Kıyı kenar çizgilerinin kenarlaşmaması, ç)Yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, d)Daha evvel kıyı özelliği göstermediği halde, malzeme alımı sonucunda oluşan su alanları nedeniyle, bu alanları kıyıda bırakacak şekilde tespit edilen kıyı kenar çizgileri, bu su alanlarının deniz, göl veya akarsu ile doğrudan bağlantılı olmadığının Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunca belirlenmesi, halleri dışında değiştirilemez.” hükümleri kapsamında değerlendirilmelidir.

  • 1/5000 veya 1/1000 ölçekli imar planı olan alanda, 3194 sayılı İmar Kanununun 15. Veya 16. Maddesine göre ifraz, tevhit veya yola terk işlemi yapılabilir mi?

     İmar Kanunun ifraz ve tevhit başlıklı 15. Maddesinde “…İmar parselasyon planı tamamlanmış olan yerlerde yapılacak ifraz veya tevhidin bu planlara uygun olması şarttır. …”hükmü ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 5. Maddesinin 12. fıkrasında “Bir parselin bulunduğu imar adasına ait parselasyon planı yapılıp belediye encümenince kabul edilip tapuya tescil edilmeden o adadaki herhangi bir parsele yapı ruhsatı verilemez. ” ve 13. fıkrasında “Koruma amaçlı imar planlarında parselasyon planı yapılması mümkün olmayan durumlar hariç olmak üzere, imar adasında parselasyon planı yapılmadan bu adadaki parsellerde ifraz ve tevhit yapılamaz. ” (istisna 7. madde 8. fıkra) hükümleri bulunmaktadır.

    Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere, imar planı bulunan ve daha öncesinde imar uygulaması görmeyen alanlarda, öncelikle kanunun 18. Maddesinin uygulanması gerekmektedir.

    İfraz ve tevhit (Kanunun 15. ve 16. Maddesi) ancak daha önce imar planlarına uygun olarak 18. Madde uygulaması yapılan (parselasyon planı) alanlarda yapılabilir.

  • 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sınırları il sınırı olan büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki çevre düzeni planlarını hazırlama ve onaylanma yetkisi hangi kuruma aittir?

    6360 sayılı Kanun uyarınca sınırları il sınırı olan büyükşehir belediyelerinden Bakanlığımızca 644 sayılı KHK uyarınca onaylanan ve birden fazla ili kapsayan havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları kapsamında kalan büyükşehir belediyelerinde Bakanlığımızca onaylanmış olan havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planlarının kararlarına uygun olarak il çevre düz eni planı hazırlama ve onaylama yetkisi bulunmaktadır. 644 sayılı KHK kapsamında onaylanmış havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları kapsamında bulunmayan büyükşehirlerde ise il çevre düzeni planı hazırlama ve onaylama yetkisi ilgili büyükşehir belediyesindedir.

  • Onaylanan çevre düzeni planları ne kadar süre ile askıya çıkarılır?

    Onaylanan çevre düzeni planları Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 33.maddesi uyarınca 30 gün süreyle askıya çıkarılmaktadır.

  • Belediyemizin belediye sınırları belirlenmiş, aynı zamanda mücavir alan sınırı belediye sınırı olarak kabul edilmiştir. Mücavir alanı yeniden belirlemeye gerek var mı?

     Belediye sınırlarının belirlenmesi sonrasında mücavir alanı yeniden belirlemek zorunluluğu bulunmamakla birlikte  ihtiyaç  ortaya çıkması halinde ilgili belediyesince mücavir alan  teklifi hazırlanarak 3194 sayılı Kanun kapsamında Bakanlığımıza  sunulabilir.

  • Tüzel kişiliği kalkan belediyelerin mücavir alanlarının durumu nedir?

    Türkiye İstatistik Kurumu tarafından tespit edilen  Adrese Dayalı Nüfus Sayım sonuçlarına göre nüfusu 2.000’in altında kalıp da tüzel kişilikleri kaldırılarak köye dönüştürülen belediyelerin varsa mücavir alan sınırları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkmaktadır.

    6360 sayılı Kanun’un Geçici 2’nci Maddesi’nin 5’inci fıkrası uyarınca köye dönüştürülen belediyelerden tüzel kişiliği sona ermeyen belediyeye mahalle olarak katılan belediyelerin varsa mücavir alanları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın katıldıkları belediyenin mücavir alanı sayılmaktadır.

    Ancak 6360 sayılı Kanun’un Geçici 2’nci Maddesi’nin 5’inci fıkrası uyarınca köye dönüştürülen belediyelerden başka il ya da ilçe mülki sınırındaki bir belediyeye katılım durumunda belediye sınırı ile birlikte mülki sınır değişmiş ise bir belediyenin başka bir il ve/veya ilçe sınırında mücaviri olamayacağından, başka bir il ve/veya ilçe sınırında kalan mücavir alan sınırları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkmaktadır.
  • Daha önce tespit edilen köy yerleşik alan sınırı yeniden tespit edilebilir mi? Köy yerleşik alanının yeniden tespiti yapılacaksa, yapılacak iş ve işlemler nelerdir?

    3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27’nci Maddesinin 5 ve 7’nci fıkraları;"........İhtiyaç duyulması hâlinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin hususlar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir." uyarınca köy yerleşik alan sınırı yeniden tespit edilebilir. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğin 43’üncü Maddesinde yer alan hususlara göre tespit  yapılması uygun görülmektedir. Bu çerçevede daha önce tespiti yapılmış köy yerleşik alanı içerisinde inşa edilmiş mevzuata uygun binaların en dışta olanlarının dış kenarlarından geçirilen çizginin 100 m dışından geçirilecek olan alan yeni köy yerleşik alanı olarak belirlenebilecektir

  • Düzenleme ortaklı payı nedir ve nerelerde kullanılır ?

    3194 Sayılı İmar Kanunun İmar Kanunun 18. Maddesindeki, “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.

    Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez.

    Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, suyolu, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. …”hükümleri bulunmaktadır.

    Bu hükümlerde DOP’un tanımı ve nerelerde kullanılacağı açıklanmıştır.

  • Onaylanmış kıyı kenar çizgilerine itirazlar ne şekilde yapılmaktadır?

    Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunca yapılan çalışmalar sonunda hazırlanan kıyı kenar çizgisi paftası Bakanlığa onay için gönderilir. Bakanlığın uygun görmesi halinde onaylanan kıyı kenar çizgisi 3621 sayılı Kıyı Kanununu Uygulama Yönetmeliğinin “MADDE 9: (Ek fıkra:RG-2/4/2013-28606) Yürürlüğe giren kıyı kenar çizgisi, belediye ve mücavir alan sınırlarıiçinde belediyelerce, bu sınırlar dışında valiliklerce tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süreyle ilan edilir. (Ek fıkra:RG-2/4/2013-28606) Kıyı kenar çizgisine, ilan süresi içinde kamu kurum ve kuruluşları ve ilgilileri itiraz edebilir. İtirazlar valiliğine yapılır. İtirazlar, Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunca onbeş gün içinde incelenir. İnceleme sonuçlarını ve gerekçeli görüşlerini içeren komisyon raporu değerlendirilmek üzere Bakanlığa gönderilir. Bakanlık itirazı, komisyon raporunu da dikkate alarak inceleyip karara bağlar.” hükmü gereği itirazları değerlendirir ve karara bağlar.

  • Kıyı içeren alanlarda hangi faaliyetlere cezai yaptırım uygulanır?

    1. Duvar, çift, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engel oluşturmak,

    2. İzinsiz veya izin şartlarına aykırı olarak kum, çakıl, vs. almak,

    3. Moloz, toprak, cüruf, çöp gibi atık ve artık dökmek,

    4. Kıyıyı değiştirecek boyutta/kıyının doğal yapısını bozacak şekilde kazı yapmak, kum, çakıl, vs. almak,

    5. Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapmak, Kanuna aykırı olarak doldurma ve kurutma yolu ile arazi kazanmak.

    gibi 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliğine aykırı tüm uygulamalara mevzuatta tanımlanmış şekillerde işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

  • Kıyı alanlarına ilişkin planlar hangi idare tarafından onaylanır?

    644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. Maddesi (j) fıkrasında “Kıyı ve dolgu alanları ile bu alanların fonksiyonel ve fiziksel olarak devamı niteliğindeki geri sahalarına ilişkin her tür ve ölçekteki etüt, harita ve planları yapmak, yaptırmak ve resen onaylamak ve bunların uygulanmasını sağlamak.” Bakanlığımız görev ve yetki alanı içerisindedir.

    Bununla birlikte, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 13-A. Maddesi (c) fıkrasında uyarınca, Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, onaylamak, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görevleri arasında yer almakta olup anılan koruma statüsüne sahip alanlarda yer alan kıyı imar planları onaylama yetkisi Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğündedir.

    Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. (3194 sayılı İmar Kanunu Ek 3. Madde)

    2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında giren kıyı alanlarında (644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 13-A. Maddesi kapsamına giren alanlar hariç)  imar planları işlemleri 3621 sayılı Kıyı Kanununun 7. ve 10. maddesi ile 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 7. maddesi kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca yürütülür.