BAKAN YARDIMCISI PROF. DR. BİRPINAR İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ POLİTİKALARINI ANLATTI
BAKAN YARDIMCISI PROF. DR. BİRPINAR İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ POLİTİKALARINI ANLATTI
11 Ekim 2018

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen "İklim Değişikliği Alanında Ortak Çabaların Desteklenmesi Projesi" kapsamında "Yeni Jenerasyon İklim Gazeteciliği" ve "İklim Değişikliği Trendleri" medya buluşmasında, iklim değişikliği politika ve uygulamalarını değerlendirdi.

İklim değişikliğinin kürenin ısınmasıyla fark edildiğini belirten Prof. Dr. Birpınar, bunun üzerine bilimsel çalışmaların yapılmaya başlandığını, düzenlenen hükümetlerarası konferansta dünyadaki saygın bilim adamlarının bir araya gelmesiyle oluşturulan IPCC grubunun her yıl çevreyle ilgili rapor yayımlamaya başladığını anlattı.  Bu raporlardan sonra dünyadaki ülkelerin Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında tedbir almaya başladıklarına dikkati çeken Birpınar, yerküre ile atmosferin içerisinde bulunan karbondioksit ve metan gibi sera gazlarının miktarının arttığını ve fazla ısıyı tutup gönderen atmosferin dünyanın ortalama sıcaklığını artırdığının bilim adamları tarafından fark edildiğini aktardı. 


"Emisyonlar artarsa sıcaklık 3 ila 4 derece artacak"
1800'lü yıllardan beri dünyanın ortalama sıcaklığının 1,1 santigrat derece arttığını vurgulayan Birpınar, "Emisyonlar böyle artmaya devam ederse, dünyanın ortalama sıcaklığının 3 ila 4 derece artması bekleniyor. Özellikle kutuplarda karaların üzerinde bulunan buz kütlelerinin erimesi söz konusu. 1850 yılından bugüne kadar deniz seviyesindeki yükselme 19 santimetre oldu. Bunun, 2100 yılında böyle devam ederse 3 ila 4 metre yükseleceği söyleniyor. Taşkınların sayısının artması, kuraklığın artması ve yağış düzenlerinin bozulması söz konusu olabilir." diye konuştu.
IPCC raporları üzerine BM'nin İklim Mücadelesi Sekreteryası kurduğunu ve bütün ülkelerin katkılarıyla iklim değişikliğiyle mücadeleyle ilgili bir çerçeve sözleşme yazıldığını kaydeden Birpınar, sözleşmede yer alan maddelerin uygulanması için de Kyoto Protokolü'nün imzalandığını, fakat 2 periyotta uygulanması planlanan protokol başarısız olunca yerine 2015 yılında 195 ülkenin ortak kararıyla Paris Anlaşması'nın imzalandığını anlattı. 


"IPCC raporu yarım derecelik artışın önemini kanıtladı"
Paris İklim Anlaşması'yla tarafların, küresel ortalama sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmak ve 1,5 derecede sınırlandırmak üzere gayret gösterme hedefi üzerinde uzlaştığını ve IPCC'den 1,5 derecelik ısınmanın etkilerinin neler olduğunu ortaya koyan bir rapor hazırlanmasının istendiğini aktaran Birpınar, şöyle devam etti:

"IPCC'nin geçen hafta yayımladığı 1,5 Derecelik Artışın Küresel Isınma Özel Raporu'nda yarım derecelik artışın bile çok önemli bir fark yarattığı belirtildi. Sıcaklık artışı 1,5 dereceyle sınırlandırılabilirse küresel düzeyde su kıtlığı yüzde 50 daha az oranda yaşanacak. Raporda, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasında sıcaklık artışının 1,5 derecede tutulmasıyla 2 dereceye kıyasla son zamanlarda ülkemizde meydana gelen aşırı taşkın olaylarında ve ardışık kurak gün sayısının görülme sıklığındaki artış azalacak." 

Paris Anlaşması sırasında Türkiye'nin özel şartları olduğunu, bunun farklı tanınması gerektiğini ve finans yardımından yararlanması talebinde bulunulduğunu aktaran Birpınar, şunları kaydetti:
"Bu anlaşmayla iklim değişikliğiyle mücadele için kullanılacak 100 milyon dolarlık bir Yeşil İklim Fonu oluşturuldu. Yaptığınız her türlü yenilenebilir enerji projesinin paralarını ucuz kredilerle fonlardan alabilirsiniz. Türkiye'nin niye buna ihtiyacı var? Türkiye'de inanılmaz bir nüfus artışı var. Nüfus artışıyla birlikte enerji ihtiyacı da artıyor. Türkiye yılda 10 milyar dolar artan enerji için yatırım yapmak zorunda. Bunu da ucuz kredilerden alabilir. Bizim iklim değişikliği ile mücadelemize saygı duyun, buna katkıda bulunun. Bu fonları bize kapatmayın. Bunları alalım, iklim değişikliğiyle mücadele için kullanalım. Yenilenebilir enerji projesi yapacağız. 'Türkiye fon alamaz' diyorlar. Güney Kore, Çin ve Hindistan'a nasıl muamele ediyorsanız, bize de bu kapıları açın. Hibe de istemiyoruz, istediğimiz şey kredi. Teknoloji transferi istiyoruz, o kapılar da kapalı."
Prof. Dr. Birpınar, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle ilgili 2030 hedeflerine değinerek, "2030'a kadar Türkiye güneş enerjisinde 10 megavatın üzerine çıkacak. Türkiye'nin şu anda 75 gigavat civarında bir enerji kurma gücü var. Bunun 2030'da yaklaşık olarak 150 gigavata çıkacağı biliniyor. Yüzde yüz artış gösterecek. Bunun 10 gigavatını güneşten sağlayalım. Yaklaşık 20'ye yakın da rüzgardan sağlayalım. 2030'da biz Türkiye'deki enerjinin yüzde 50-60'ını yenilenebilir enerjiden sağlama imkanımız olacak. Bunları da dünyadan çok fazla para almadan yapıyoruz." değerlendirmesini yaptı.